ABD ile İran arasındaki mevcut diplomatik çıkmazın yakında çözülmeyeceğine dair algının güçlenmesi, küresel piyasalarda olumsuz hareketleri tetikledi. Ortadoğu’daki belirsizlikler ve Hürmüz Boğazı ile ilgili senaryolar yatırımcıların dikkatini çekerken, bölgeden gelecek haber akışı risk iştahını olumsuz etkiliyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş özellikle enflasyon beklentilerini yeniden gündeme taşıdı. Siyasi tansiyonun azalacağına dair iyimserliğin zayıflaması ham petrol fiyatlarını yukarı çekti; bu da küresel enflasyon endişelerini canlı tutuyor ve merkez bankalarının yaklaşımına dair soru işaretleri oluşturuyor.
ABD ekonomik verileri ve Fed’e ilişkin riskler
Amerika Birleşik Devletleri’nde ekonomik veri akışı, para politikasının yönü hakkında ipuçları arayan yatırımcılar için belirleyici olacak. Geçen hafta açıklanan tarım dışı istihdam verilerinin beklentilerin altında kalması dikkat çekti. Bu hafta ise 12 Ağustos’ta yayımlanacak TÜFE ve 13 Ağustos’ta yayımlanacak ÜFE rakamları yakından izlenecek; zira bu veriler Fed’in kısa vadeli politika duruşunu şekillendirmede etkili olabilir.
Kurumsal gelişmelerin piyasaya etkisi
Şirket haberleri de hisse piyasalarında belirleyici oldu. ABD merkezli çip üreticisi Intel’in ek hisse arzıyla yaklaşık 15 milyar dolar kaynak sağlamayı planladığını açıklaması yatırımcı tepkisini çekti; bu açıklamanın ardından şirket hisseleri %4,1 civarında değer kaybetti. Kurumsal likidite ve sermaye artırımı kararları, özellikle teknoloji sektöründe fiyatlamaları etkileyebiliyor.
Özetle, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler ve petrol fiyatlarındaki hareketler küresel enflasyon endişelerini beslerken, yaklaşan ABD fiyat verileri ve büyük şirketlerin finansman adımları piyasa yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.