1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Fonksiyonel Nörolojik Bozuklukla Yüzleşmek: Bir Annenin Deneyimi ve Erken Teşhisin Önemi

Fonksiyonel Nörolojik Bozuklukla Yüzleşmek: Bir Annenin Deneyimi ve Erken Teşhisin Önemi

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sürekli yorgunlukla başlayan süreç, Sarah Lewis için zamanla hayatını kökten değiştiren belirtilere dönüştü. 41 yaşındayken iki çocuk annesi olarak iş ve aile sorumluluklarını taşımaya devam eden Lewis, ilk başta semptomlarını iş temposuna, uykusuzluğa ya da demir eksikliğine bağladı. Ancak yüzünde, göğsünde ve vücudunun sol tarafında hissizlik ve karıncalanma başladı; yutkunma güçlüğü, şiddetli migren atakları ve sonra yürümekte zorlanma eklendi.

Mayıs 2023’te belirtiler dayanılmaz hale gelince aile hekimine başvurdu ve doğrudan hastaneye sevk edildi. On günlük hastane yatışının ardından kendisine fonksiyonel nörolojik bozukluk (FND) teşhisi kondu. Şu an 46 yaşında olan Lewis, Solihull’da annesinin desteğiyle günlük yaşamını sürdürüyor ve artık tekerlekli sandalye kullanıyor.

FND’nin Doğası ve Tedaviye Erken Erişimin Önemi

Fonksiyonel nörolojik bozukluk, beynin veya sinir sisteminin yapısında mutlaka gözle görülen bir hasar olmadan işlevlerin bozulduğu bir durumdur. Hareket, duyusal algı, konuşma ve farkındalık gibi işlevleri kontrol eden beyin ağları olması gerektiği gibi çalışmayabilir; bu nedenle FND gittikçe bir beyin ağı bozukluğu olarak tanımlanıyor. FND; uzuvlarda güçsüzlük, fonksiyonel nöbetler, yürüme güçlüğü, kasılmalar, duyusal değişiklikler ve konuşma veya bilişsel sorunlara yol açabilir. Bu belirtiler bazen inme veya multipl skleroz gibi başka nörolojik hastalıklarla karışabilir.

İngiltere’de FND’nin en az 50 bin ila 100 bin kişiyi etkilediği, nöroloji poliklinik başvurularının yaklaşık %6’sını oluşturduğu tahmin ediliyor ve yılda yaklaşık 8 bin yeni vaka bildiriliyor. FND Vakfı önermekte ki; erken teşhis, tedaviye daha çabuk başlanmasını sağlayarak uzun vadede daha iyi sonuçlarla ilişkilendiriliyor. Tedavi yaklaşımları arasında fizyoterapi ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemler bulunuyor.

Bir Annenin Gözünden: “Her Şeyi Hep Geçiştirdim”

Lewis, başlangıçta semptomların birbirinden küçük ve bağımsız olduğunu düşündüğünü söylüyor. Yoğun iş hayatı ve ebeveynlik yükünün, belirtileri görmezden gelmesine yol açtığını anlatıyor: “Sanki yokuş aşağı koşuyorsunuz ve ivme sizi sadece götürüyor.” Kendi sağlığını sürekli ertelediğini, işini ve çocuklarını önceliklendirdiğini ifade ediyor: “Çalışan bir ebeveyn olarak kendinizi en sona atarsınız.”

Nisan 2023’te semptomlar belirgin şekilde kötüleşti; işyerinde stres, aile içi kayıplar ve birden fazla sorunun üst üste gelmesi durumunu ağırlaştırdı. 3 Mayıs’ta, oğlunun doğum gününde yürümekte bile zorlandığını fark etti. Bir hafta sonra doğum günü partisinde dengesini kaybetti, konuşmasında kekeleme başladı ve hafızasında bozulmalar yaşandı. Konuşma ile ilgili problemler, yutma güçlüğü ve ağrı nedeniyle uzun mesafeleri tekerlekli sandalye ile kat etmek zorunda kalıyor.

Sağlığı Ertelemenin Maliyeti

Lewis, kendi sürecini değerlendirirken neden daha erken doktora gitmediğini sorguluyor: “Geriye dönüp bakınca neden doktora gitmedim?” diye düşünüyor. Bu davranışı genel bir toplumsal eğilim olarak da görüyor; Bupa araştırmasına göre ebeveynlerin %73’ü çocukların sağlığıyla ilgilenirken kendi sağlıklarını ikinci plana atıyor. Bupa’nın tıbbi direktörü Dr. Naveen Puri, ebeveynlerin iş, ev sorumlulukları ve aile ihtiyaçları arasında denge kurmaya çalışırken sağlıklarını ihmal edebildiğini belirtiyor.

Lewis’in hikâyesi erken müdahalenin önemini ve semptomların hafif başlayıp hızla kötüleşebileceğini gösteriyor. Sağlık belirtilerini ertelemek bir seçenek değildir; özellikle nörolojik belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden profesyonel yardım alınması hem yaşam kalitesini koruyabilir hem de uzun dönem sonuçları iyileştirebilir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.