Küresel Piyasalar: Tahvil Getirileri ve Petrol Fiyatlarının Yeni Dengesi

kuresel-piyasalar-tahvil-getirileri-ve-petrol-fiyatlarinin-yeni-dengesi-ZEyUGQsy.jpg

Küresel yatırımcılar haftanın son işlem gününde iki güçlü riskle karşı karşıya: yükselen petrol fiyatları ve ABD tahvil getirilerindeki sert yükseliş. Bu iki unsur enflasyon endişelerini canlandırırken, Fed’in tekrar sıkılaştırma yapabileceği beklentisini güçlendiriyor.

Wall Street bir önceki seansı yataya yakın tamamlarken Asya piyasalarında karışık bir görünüm hakim. Piyasaların gündemi, yüksek faiz ve enerji maliyetlerinin oluşturduğu baskının ekonomik büyüme ve bilanço maliyetleri üzerindeki etkileri etrafında şekilleniyor.

ABD tahvil getirilerinde rekor bölgeleri

ABD 10 yıllık tahvil getirisi son iki işlem gününde yaklaşık 20 baz puan yükselerek cuma sabahı yüzde 5,19 civarında seyretti. 10 yıllık getiri hafta içinde yüzde 5,2251’e kadar çıkarak 2007’den bu yana en yüksek düzeye ulaştı. 30 yıllık tahvilin getirisi de yüzde 5,50’yi aşarak 2004’ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

Uzun vadeli faizlerdeki artış sadece tahvil piyasasını etkilemiyor; şirketlerin borçlanma maliyetlerini yükselterek özellikle yüksek değerlemeli teknoloji ve büyüme hisselerine baskı yapıyor.

Fed beklentileri ve piyasa fiyatlamaları

Vadeli işlemler Fed’in Ekim toplantısında ek bir faiz artışı yapma olasılığını önceki haftaya göre kayda değer şekilde artırdı. Haftanın başında yaklaşık yüzde 53 olan ihtimal, gün içinde yüzde 70’in üzerine çıktı. Petrol fiyatlarının yükselişi ve güçlü gelen ekonomik veriler, enflasyonun beklenenden daha kalıcı olabileceği endişesini artırdı.

ABD endekslerinde dalgalı seyir

Perşembe günü ABD borsalarında yüksek faiz ve petrol kaynaklı baskı hissedildi. Dow Jones yüzde 0,3 civarında gerilerken S&P 500 ve Nasdaq sınırlı değişim gösterdi. Genel görünüm yataya yakın olsa da sektörler arasında ayrışma vardı; yüksek faizden olumsuz etkilenen sektörlerde satış öne çıkarken bazı büyük teknoloji hisseleri endeksleri sınırlı destekledi.

Cuma sabahı vadeli kontratlar da güçlü bir toparlanma işareti vermiyor; S&P 500 ve Nasdaq vadeli işlemleri yatay seyrederken Dow vadeli kontratlarında sınırlı bir kayıp gözleniyor.

Asya piyasalarında ayrışma

Asya-Pasifik’te ortak bir yön yoktu. Japonya’nın Nikkei 225 endeksi yaklaşık %1 yükselirken, Japonya dışındaki Asya-Pasifik hisselerini izleyen geniş endeks yatay kaldı. Avustralya’da madencilik ağırlıklı endeks gerilerken Hong Kong’da satış baskısı etkili oldu. Çin ana karası, Güney Kore ve Tayvan’daki tatiller işlem hacmini sınırladı.

Bu arada Japonya’nın 10 yıllık tahvil getirisi de yüzde 3,1’in üzerine çıkarak yaklaşık 30 yılın en yüksek seviyelerine yaklaştı; bölge genelinde faizlerin yükselmesi hisse değerlemeleri için temel risk olmaya devam ediyor.

Petrolün yeniden 100 dolar seviyesi ve etkileri

Brent petrol varil fiyatı yeniden 100 dolar civarına yerleşti; cuma sabahı yaklaşık 105,75 dolar seviyesinden işlem görüyordu. Petrolün bu seviyelere çıkması enerji maliyetlerini artırarak enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı ile ilgili görüşmeler yakından izleniyor, ancak kalıcı bir anlaşma olmaması risk primini canlı tutuyor.

Bu durum piyasalar için çift yönlü bir baskı oluşturuyor: artan enerji maliyetleri şirketlerin kar marjlarını azaltırken, enflasyon beklentileri üzerinden tahvil getirilerini yukarı çekiyor.

Döviz ve kıymetli metallerde son durum

Dolar endeksi 101 seviyesinin üzerinde tutunurken haftalık yükselişi yaklaşık %1’e yaklaşıyor. Güçlenen dolar ve yüksek ABD faizleri altının ons fiyatı üzerinde baskı yapıyor; altın fiyatı cuma sabahı yaklaşık 4.270 dolar civarında hareket ediyordu.

Özetle piyasaların önündeki temel denklem şu şekilde: petrol yüksek kaldıkça enflasyon riski azalması zorlaşıyor, enflasyon riski sürdükçe Fed beklentileri sertleşiyor ve yüksek tahvil getirileri hisse senetleri için en önemli maliyet unsuru olmaya devam ediyor.

Türkiye’deki yatırımcılar için de küresel tahvil faizleri, dolar ve petrol fiyatlarının yönü Borsa İstanbul, döviz piyasası ve altın fiyatları üzerinde dış kaynaklı baskının yönünü belirleyebilir.

Exit mobile version