Küresel hisse senedi piyasaları, 30 Ekim Cuma gününe teknoloji şirketlerinin bilançolarından kaynaklanan sert satışlarla başladı. Güney Kore ve Japonya borsalarında kayıplar derinleşirken ABD vadeli piyasalarında özellikle Nasdaq 100 endeksindeki düşüş dikkat çekti. Avrupa vadeli endekslerinde ise Asya ve ABD’ye kıyasla daha sınırlı hareketler görüldü.
Satışların merkezinde, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ altyapısına yaptığı yatırımların maliyeti bulunuyor. Alphabet, Intel ve Amazon’un finansal sonuçları, milyarlarca dolarlık harcamaların nakit akışına etkisine ilişkin endişeleri artırdı. ABD’de başlayan satış baskısı, Asya’nın yarı iletken üreticilerine de yayıldı.
Güney Kore borsasında kayıp yüzde 5’i aştı
Asya piyasalarında en sert düşüş Güney Kore’de yaşandı. Kospi endeksi Türkiye saatiyle 06.00 sıralarında yüzde 5,69 gerileyerek 5.600 puan seviyesine indi. Yarı iletken sektörünün önemli üreticileri Samsung Electronics ve SK Hynix hisselerindeki satışlar, endeks üzerindeki baskıyı artırdı.
Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,70 düşüşle 62.914,74 puana gerilerken Tayvan’ın TAIEX endeksi yüzde 2,84 kayıpla 45.052,64 puana indi. Çin’de Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 0,95 düşerek 3.616,63 puana geriledi. Buna karşılık Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,12 yükselerek 23.216,56 puana, Avustralya’da ASX 200 endeksi ise yüzde 0,55 artışla 8.940,30 puana ulaştı.
Bölgedeki hareketler, teknoloji ve çip üreticilerinin ağırlıkta olduğu piyasalarda satış baskısının daha güçlü olduğunu gösterdi. Ancak Hong Kong ve Avustralya’daki yükselişler, riskten kaçışın bütün Asya borsalarını aynı ölçüde etkilemediğini ortaya koydu.
Nasdaq vadelilerinde düşüş yüzde 2’yi geçti
ABD endeks vadeli kontratlarında da teknoloji şirketlerinin hisselerine yönelik satışların etkisi hissedildi. Türkiye saatiyle 05.11 dolaylarında Nasdaq 100 vadeli endeksi yüzde 2,38 düşüşle 28.859,25 puana geriledi. S&P 500 vadeli endeksi yüzde 1,08 kayıpla 7.670,25 puana, Dow Jones vadeli endeksi ise yüzde 0,29 düşüşle 52.362 puana indi.
ABD borsaları önceki işlem gününü de düşüşle tamamlamıştı. Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,38, S&P 500 yüzde 0,30 ve Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 0,25 değer kaybetmişti. Alphabet hisselerindeki yüzde 12’yi aşan gerileme, teknoloji sektöründeki satış baskısının başlıca nedenlerinden biri oldu.
Şirketin yapay zekâ yatırımları nedeniyle artan harcamaları ve nakit akışındaki bozulma, yatırımcıların büyüme beklentilerini yeniden değerlendirmesine yol açtı. Intel’in finansal sonuçları ve Amazon’un yüksek yatırım harcamaları da teknoloji şirketlerinin kârlılığına ilişkin kaygıları artırdı.
Avrupa vadeli endekslerinde sınırlı kayıplar
Avrupa vadeli piyasaları, ABD ve Asya’daki sert satışlara kıyasla daha sakin bir görünüm sergiledi. Almanya’nın DAX vadeli endeksi 25.868 puan seviyesinde yüzde 0,06 gerilerken Euro Stoxx 50 vadeli endeksi yüzde 0,03 düşüşle 6.192 puanda işlem gördü. Böylece Avrupa borsalarının yeni güne yataya yakın bir başlangıç yapabileceğine yönelik işaretler öne çıktı.
Avrupa’nın başlıca borsaları 29 Ekim Perşembe gününü ise yükselişle tamamlamıştı. Almanya’da DAX yüzde 1,31, Fransa’da CAC 40 yüzde 1,05 ve İngiltere’de FTSE 100 yüzde 0,26 değer kazanmıştı. Avrupa Merkez Bankasının faizleri sabit tutması, önceki seansta bölge piyasalarını destekleyen gelişmeler arasında yer aldı.
Bununla birlikte yükselen enerji maliyetleri, küresel teknoloji hisselerindeki kayıplar ve ABD’deki faiz beklentileri Avrupa piyasaları açısından risk oluşturmaya devam ediyor. Özellikle ABD borsalarındaki satışların yeni seansta sürüp sürmeyeceği, Avrupa endekslerinin yönü bakımından önem taşıyor.
Yapay zekâ yatırımlarının maliyeti piyasaları sarsıyor
Küresel satışların temelinde, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımlarına ayırdığı kaynakların beklenen getiriyi sağlayıp sağlayamayacağı sorusu bulunuyor. Veri merkezleri, gelişmiş çipler ve bilgi işlem altyapısına yönelik harcamalar artarken yatırımcılar şirketlerin serbest nakit akışlarına daha fazla odaklanıyor. Alphabet’in piyasa değerinde bir günde yaklaşık 500 milyar dolarlık kayıp yaşanması, endişelerin büyüklüğünü gösterdi.
Teknoloji hisselerinden uzaklaşan yatırımcıların ABD devlet tahvillerine yönelmesiyle tahvil getirilerinde de düşüş görüldü. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,90 çevresine gerilerken Japon yeni ve İsviçre frangı gibi güvenli liman olarak değerlendirilen para birimlerine talep arttı.
Piyasaların bundan sonraki seyrinde ABD’deki yeni şirket bilançoları, Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentiler ve Japonya Merkez Bankasının açıklamaları belirleyici olacak. Özellikle teknoloji şirketlerinin yatırım harcamaları ile kârlılık arasındaki dengeyi nasıl sağlayacağına ilişkin gelişmeler, küresel hisse senedi piyasalarında yakından izlenecek.
