Almanya’nın Thüringen bölgesinde, ağaçların ve çayırlığın arasında unutulmuş bir kompleks, emlak ilanlarında yeni bir sayfa açıyor. 15 tek katlı yapı ile geniş bir yemek salonundan oluşan bu kamp, bir zamanlar işçi gençlere yuva sağlayan DDR döneminin eserlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Toplamda yaklaşık 24.000 metrekarelik alana yayılan mülkün satış fiyatı 390 bin euro; bu rakam, İstanbul’un merkezi ilçelerinde tek bir dairenin fiyatına rahatça eşdeğer tutuluyor. Hohenwarte Barajı’na yalnızca birkaç yüz metre mesafedeki yerleşim, doğayla iç içe bir dönüşüm vaadi taşıyor — fakat planlanması gereken ciddi hukuki ve altyapı meseleleri var.
Altyapı ve geçmişin izleri
Yerleşimin içleri bugün bomboş; elektrik ve içme suyu tesisatı mevcut olsa da kanalizasyon için bağımsız septic tank kullanılıyor. Bölge, 1954-1990 yılları arasında çırak yurdu ve sonrasında tatil/dinlenme tesisi işlevi görmüş. Berlin Duvarı sonrası uzun süre kaderine terk edilen alan, 2000’lerde bazı kişilerin resmî ikameti haline gelmiş; 2014’te ise Franz Eberitsch tarafından ortak yaşam hayaliyle satın alınmış.
İmar kâbusu: Dış bölge statüsü
En büyük engel imar hukuku. Mülk köy sınırına yakın olsa da yapı düzenlemelerinde “Außenbereich” yani dış bölge sınıflandırmasında yer alıyor. 1990-2000 yılları arasındaki uzun kullanılmazlık dönemi sebebiyle yerel yetkililer geçmiş imar haklarının geçerliliğini kaybettiğine hükmetmiş. Bu yüzden alana yeniden konut ya da ticari kullanım izni almak için ya yeni imar planı onaylanmalı ya da geçerli bir yapı ruhsatı çıkarılmalı.
Sağlık köyü vizyonu ve finansman çağrısı
Eberitsch, imar engeli kalktığı takdirde alanı fizyoterapi, osteopati, naturopati, yoga ve konaklama hizmetleri sunan bir sağlık ve yenilenme köyüne dönüştürmeyi amaçlıyor. Ancak bu vizyonu tek başına finanse edecek sermayesi bulunmuyor; projeye başlangıç olarak yaklaşık 1 milyon euro gerektiğini belirterek yatırımcı ve kamuoyundan destek talep ediyor.
Mülkün geleceği, uzun soluklu bir imar mücadelesinin sonucuna bağlı: kalıcı konutlar ve ticari tesisler mümkün hale gelebilir veya bölge olduğu gibi açık alan statüsünde kalmaya devam edebilir. Şu an için tek kesin gerçek, 1950’lerin endüstriyel köklerinden günümüzün sağlık turizmi umutlarına uzanan çarpıcı dönüşüm öyküsü.
