AKP’nin SPK Açıklamasına Tepkiler

akpnin-spk-aciklamasina-tepkiler-ucmlTf8b.jpg

AKP Ekonomi İşleri Başkanlığı tarafından yapılan ve SPK’nın görev ve yetkilerini tanımlayan açıklama, 830 milyarlık fon krizinin ardından büyük tartışma yarattı. Açıklamada SPK, tasarrufları menkul kıymetlere yönlendirip ekonomik büyümeye katkı sağlayan, sermaye piyasalarının güven, şeffaflık ve istikrar içinde çalışmasını temin eden, yatırımcı haklarını koruyan, idari ve mali özerkliğe sahip bir düzenleyici kurum olarak tanımlandı.

Bu tarif, muhalefet ve kamuoyunda sert tepkilere neden oldu. Gelecek Partisi ile Yeni Parti’den siyasetçiler açıklamayı eleştirirken, tabandan gelen mesajlar da yoğun öfke içeriyordu.

Partilerden ve siyasilerden tepkiler

Geçmişte Ekonomi Bakanlığı yapan Nihat Zeybekçi’nin liderliğindeki AKP Ekonomi İşleri Başkanlığı’nın açıklamasına Gelecek Partisi Genel Başkanvekili Ayhan Sefer Üstün tepki gösterdi ve açıklamada geçen “idari ve mali özerklik” vurgusunu eleştirdi. Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya ise açıklamayı alaycı bir dille yorumladı.

Yeni Parti lider kadrosundan Yalçın Karatepe, AKP’nin SPK’yı işaret ederek siyasi sorumluluktan kaçmaya çalıştığını belirtti: “Bu işi SPK’ya yıkıp siyasi sorumluluktan kurtulmaya çalıştıkları anlaşılıyor.” Serkan Özcan ise AKP’nin Erdoğan’dan önce açıklama yapmasına dikkat çekti ve kurumların özerkliğine dair geçmişte yaşananları hatırlattı.

Tepkilerden öne çıkan noktalar

Vatandaşların mesajlarında öne çıkan kaygılar şöyleydi: birikimlerin erimesi, esnafın ekonomik zorluklar yaşaması, fon ve kur yönetimindeki şeffaflık eksikliği. Birçok kişi devletin ve kurumların güvenilirliğine dair kuşku belirtti. Bazı mesajlar doğrudan suçlama ve hesap sorma talepleri içeriyordu.

Bazı vatandaş yorumları:

  • “Eğer SPK ve ilgili isimler hesap vermezse bir daha oy vermem.”
  • “Esnafı bitirdiniz, destek yerine borçlandırdınız.”
  • “Kağıt üzerinde yatırımcıyı korumak yazıyor ama küçük yatırımcı sahipsiz.”
  • “Bu ülkede kurumların özerkliği arka kapıdan 128 milyar dolar satılırken yok oldu.”

Tabandan gelen tepkiler çığ gibi büyüdü; birçok kişi birikimlerinin yok olduğunu, geleceklerinin karardığını ve devlete güvenerek yatırım yaptıkları için mağdur olduklarını ifade etti. Yoğun talepler arasında görevini iyi yapmayan yetkililerin görevden alınması ve hesap sorulması yer aldı.

Olay yalnızca siyasetçilere değil, kurumların şeffaflığı ve hesap verebilirliği konusunda geniş bir tartışmayı da başlattı. Kamuoyunun beklentisi, şeffaf soruşturmalar ve adil yargılama süreçleri ile güvenin yeniden tesis edilmesi yönünde.

Exit mobile version