Çinli zenginler paralarını ABD’ye taşıyor: Vergi baskısı rotayı değiştirdi

cinli-zenginler-paralarini-abdye-tasiyor-vergi-baskisi-rotayi-degistirdi-BchfwbYN.jpg

Çin’in yurt dışında tutulan servetler üzerindeki vergi denetimini artırması, varlıklı Çinlilerin bankacılık tercihlerinde değişime yol açıyor. Özellikle Singapur ve Hong Kong’da bulunan finansal varlıkların ABD bankalarına aktarılmasına yönelik ilgi son aylarda belirgin biçimde arttı. Uluslararası özel bankacılık danışmanları, Çinli müşterilerden gelen yeni hesap açma taleplerinin hızlandığını bildiriyor.

Bu yönelimin temelinde Pekin yönetiminin temmuz ayında yurt dışındaki tröstler üzerinden elde edilen gelir ve kazançlara yönelik vergi uygulamasını sıkılaştırması bulunuyor. Çin’de vergi mükellefi sayılan kişilerin denizaşırı varlıklarından elde ettikleri gelirleri de beyan etmeleri gerekiyor. Ancak ABD’nin uluslararası banka hesaplarının otomatik bilgi paylaşımında farklı bir konumda bulunması, bazı yatırımcıları Amerikan finans kuruluşlarına yöneltiyor.

Singapur ve Hong Kong’dan ABD bankalarına yöneliş hızlandı

Singapur merkezli Golden Acacia Capital’in Üst Yöneticisi Keith Tan, Çinli müşterilerinin temmuz ayından itibaren varlıklarını ABD’ye taşıma seçeneklerini değerlendirmeye başladığını belirtti. Bazı müşterilerin iki aydan kısa sürede Amerikan bankalarında hesap açabildiğini ifade eden Tan, bu tür işlemlere yönelik talebin giderek yaygınlaştığını aktardı.

Yüksek tutarlı varlıkları bulunan müşterilerin büyük özel bankaları tercih ettiği, daha küçük portföylerin ise bölgesel bankalara ve çevrim içi yatırım kuruluşlarına yöneldiği belirtiliyor. New York’ta varlıklı Çinli ailelere danışmanlık yapan finans uzmanlarına göre de Amerikan bankalarına yönelik başvurularda artış yaşanıyor. Bazı bankalar, yoğun talep karşısında müşterilerinin gerekli asgari sermayeyi yatırması için tanınan sürelerde değişikliğe gidiyor.

Bu hareketin önemli bir bölümü, Çin ana karasından yeni para çıkarılmasından ziyade hâlihazırda ülke dışında bulunan varlıkların finans merkezleri arasında aktarılmasını kapsıyor. Bankacılar, Çin’deki sermaye kontrollerinin büyük tutarlı yeni transferleri giderek zorlaştırdığına dikkat çekiyor.

Yüzde 20’lik vergi servet sahiplerini harekete geçirdi

Çin yönetiminin temmuz ayında yurt dışı tröstlerden elde edilen gelir ve kazançlara ilişkin yüzde 20’lik vergi uygulamasını sıkılaştırması, varlıklı ailelerin mevcut finansal yapılarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Geçmiş dönem gelirlerini de kapsayabilen denetimler, bazı yatırımcılar açısından yüksek tutarlı vergi yükümlülükleri ortaya çıkarabiliyor.

Hong Kong ve Singapur’daki hukuk danışmanları, müşterilerinin vergi borçlarını hesaplayabilmek için tröstlerini yeniden yapılandırdığını, şirket hisselerini sattığını veya kredi arayışına girdiğini bildiriyor. Bu süreçte bir bölümünün ABD’de banka hesabı açmayı değerlendirmesi, uluslararası özel bankacılık piyasasında yeni bir rekabet alanı oluşturuyor.

Ancak söz konusu verginin Çinli yatırımcıların bütün yurt dışı varlıkları üzerinden otomatik olarak yüzde 20 kesinti yapılması anlamına gelmediğini vurgulamak gerekiyor. Vergi yükümlülüğü, elde edilen gelirin niteliğine, kişinin vergi mukimliğine ve ilgili işlemlerin hukuki yapısına göre değişiyor.

ABD’yi cazip kılan bilgi paylaşımı farkı

ABD’nin tercih edilmesinde önemli etkenlerden biri, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü bünyesindeki Ortak Raporlama Standardı’na katılmaması. CRS olarak bilinen sistem, katılımcı ülkelerin finansal hesap bilgilerini belirli kurallar çerçevesinde otomatik olarak paylaşmasını sağlıyor. Singapur ve Hong Kong bu çerçevede Çin ile bilgi paylaşabilirken Amerikan bankaları aynı sistem kapsamında benzer bir otomatik bildirim yükümlülüğü taşımıyor.

Bu fark, bazı Çinli yatırımcıların ABD’deki hesaplarının Pekin tarafından daha zor izlenebileceğini düşünmesine yol açıyor. Ancak ABD’nin CRS sistemine katılmaması, ülkedeki banka hesaplarının hiçbir koşulda denetlenemeyeceği veya başka yollarla bilgi elde edilemeyeceği anlamına gelmiyor.

ABD’de farklı amaçlarla kurulmuş yabancı hesap bildirim ve vergi düzenlemeleri de bulunuyor. Bunlardan FATCA, esas olarak Amerikan vergi mükelleflerine ilişkin bilgilerin yabancı finans kuruluşlarından toplanmasını hedefliyor. Bu sistemin varlığı, ABD ile Çin arasında CRS’ye eşdeğer ve karşılıklı bir otomatik bilgi akışı bulunduğu anlamına gelmiyor.

Parayı taşımak vergi borcunu ortadan kaldırmıyor

Hukukçular, Singapur veya Hong Kong’daki hesapların ABD’ye aktarılmasının Çin’deki vergi yükümlülüklerini sona erdirmediği konusunda uyarıyor. Hong Kong merkezli Zhong Lun hukuk bürosunun ortağı Clifford Ng, geçmişte CRS kapsamında bildirilmiş olabilecek varlıkların hesap değişikliğiyle tamamen görünmez hale gelmeyeceğine dikkat çekiyor.

Pekin merkezli W&H hukuk bürosunun ortağı Cris Cao da benzer bir değerlendirme yapıyor. Cao’ya göre varlıkların ABD hesaplarına aktarılması, Çin vergi idaresinin bu gelirler üzerindeki vergilendirme yetkisini kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. Önceki hesaplardan yapılan transferlerin kayıtları da incelemelerde kullanılabilecek bilgiler arasında yer alıyor.

Bank of Singapore özel bankacısı Jingkuan Lin ise Çin ana karasından yüksek tutarlı sermaye çıkarmanın artık çok daha güç hale geldiğini belirtiyor. Bu nedenle ABD’ye yönelen talebin önemli kısmı, zaten yurt dışında bulunan varlıkların yeniden dağıtılmasından kaynaklanabilir. Henüz transfer edilen toplam tutara ilişkin doğrulanmış bir veri bulunmaması, hareketin küresel bankacılık sistemi üzerindeki büyüklüğünü ölçmeyi zorlaştırıyor.

Son gelişmeler, Çin’in vergi denetimleri ile uluslararası finans merkezleri arasındaki rekabetin aynı anda güçlendiğini gösteriyor. ABD bankaları yeni müşteri talebiyle karşılaşırken Singapur ve Hong Kong’daki özel bankacılık kuruluşları mevcut varlıkların başka merkezlere kayması riskini izliyor. Sermaye hareketlerinin bundan sonraki yönü ise Çin’in denetimleri ne ölçüde genişleteceğine ve yatırımcıların yasal yükümlülüklerine nasıl uyum sağlayacağına bağlı olacak.

Mobil sürümden çık