Fındık piyasasına yönelik yürüttükleri çalışmaları değerlendiren Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, fındığın Türkiye’nin iç ve dış ticareti için stratejik bir değer olduğuna işaret etti. Küle, Türkiye’nin dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini karşıladığına dikkati çekerek “Başta Ordu, Giresun, Trabzon ve Düzce olmak üzere Karadeniz’in sarp yamaçlarında, yağmurda çamurda bin bir güçlükle bahçesine bakan 400 bin civarında ailemiz geçimini doğrudan bu üründen sağlıyor. Fındık, o ailelerimizin evindeki ekmek, çocuklarının okul harçlığı ve bir yıllık umudu demektir. Dolayısıyla fındık, ekonomik boyutunun ötesinde sosyal ve insani boyutuyla da bizim kırmızı çizgimizdir” diye konuştu.
6 büyük teşebbüs soruşturma altında
Bu yıl fındık sezonunun başlamasıyla, piyasada fiyatların serbest ve adil şekilde oluşup oluşmadığını denetlemek üzere eylülde sektör genelinde bir ön araştırma başlattıklarını anlatan Küle, “Karadeniz’in batısından doğusuna kadar bölgede faaliyet gösteren başlıca teşebbüslerde kapsamlı yerinde incelemeler gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz bilgi ve belgeler neticesinde, fındık alım-satım pazarının önde gelen 6 büyük teşebbüsü hakkında ciddi rekabet ihlali şüphesiyle 22 Ekim’de soruşturma açtık” diye konuştu. Küle, bu soruşturmayla, doğrudan üreticinin cebini ve refahını ilgilendiren iki temel şüphenin üzerine gittiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Soruşturmada, şu sorulara net cevaplar arıyoruz. Birincisi, ‘Pazarın en büyük alıcısı ile sahadaki yerel ve orta ölçekli alıcılar arasında fiyatları düşürmeye yönelik bir bağlantı var mı?’ Yani yerel alıcılar, büyük alıcının kontrolü ve yönlendirmesiyle fiyatları baskılayıp üreticiyi ucuza satış yapmaya mı zorluyor? İkincisi, ‘Pazarda birbiriyle rekabet etmesi gereken alıcılar, el altından anlaşarak ortak fiyat mı belirliyor?’ Yani çiftçimiz ürününü satmak için hangi kapıya giderse gitsin, önceden kararlaştırılmış aynı düşük fiyatla karşılaşıp çaresiz mi bırakılıyor? Açtığımız bu soruşturmadan temel beklentimiz, fındık fiyatlarının masa başındaki anlaşmalarla değil, piyasanın kendi doğal akışı içinde, adil ve serbest rekabet ortamında oluşmasını sağlamaktır.”
Firmaların taahhütlerinin takibine Ferrero örneği
Küle, üreticinin mağdur edilmemesi adına attıkları en kritik adımlardan birinin, fındık alım pazarında en büyük alıcı konumunda bulunan Ferrero’nun bu gücünü kötüye kullandığı iddiaları üzerine 2023-2024 yıllarında yürüttükleri soruşturma olduğunu belirtti. Soruşturma sürecinde, pazarda hakim durumda bulunduğu değerlendirilen Ferrero bir taahhüt başvurusunda bulunduğunu hatırlatan Küle, 2024, 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan fındık alım sezonları için sunulan ilgili taahhütlerin kabul edilerek, Ferrero bakımından bağlayıcı hale getirildiğini anımsattı. Kül, Ferrero’nun tüm adımlarını ve taahhütlere uyup uymadığını anbean izlediklerini kaydederek, “Ferrero’nun taahhütlere uymadığını veya taahhütleri dolanmaya çalışarak çiftçimizi mağdur ettiğini tespit etmemiz durumunda, şirkete çok ağır idari para cezası verilmesi gündeme gelecektir” dedi. Küle, tedarik zincirinin tüm aşamalarını bölgesel ve yerel ölçekte değerlendirdiklerine işaret ederek “Çiftçimizin aleyhine gelişen rekabet sorunlarına karşı anında resen incelemeler başlattık” ifadesini kullandı.
“Rekabeti ihlal eden karşısında bizi bulacak”
Küle, şu ifadeleri kullandı: “Alım yaptıkları fındığın fiyatlarını suni şekilde düşürmek isteyen, ürünü daha ucuza satın almayı hedefleyen ve bunun için rekabeti ihlal etmeyi göze alan kim varsa karşısında bizi bulacaktır. Açtığımız soruşturmayı bu kararlı iradeyle yürüteceğiz. Açıkça söylüyorum, incelemelerimiz sürecinde çiftçimizi mağdur eden, rekabeti ihlal eden ilave teşebbüsler tespit etmemiz durumunda onları da tereddütsüz soruşturmaya dâhil edeceğiz.”
