Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in IICEC Konferansı’ndaki Açıklamaları

hazine-ve-maliye-bakani-mehmet-simsekin-iicec-konferansindaki-aciklamalari-LBdmpB69.jpg

Recep ERÇİN – Sabancı Üniversitesi

İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) tarafından düzenlenen geleneksel IICEC Konferansı‘nda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ve dünya ekonomisine dair önemli açıklamalarda bulundu. Şimşek, akaryakıt fiyatlarının belirlenme süreçlerine dair yeni değişiklik sinyalleri vererek, bazı yönetilen fiyatların enflasyon ile güncellenip güncellenmeyeceğini değerlendirdiklerini belirtti. Özellikle akaryakıt fiyatları konusunda, “Hepsini değil, bazı kritik kalemleri; örneğin akaryakıtı düşünüyoruz” dedi.

Küresel Büyüme Tahminleri

Uzun vadeli küresel büyüme tahminlerinin tarihi en düşük seviyelere gerilediğine dikkat çeken Şimşek, büyümeyi sınırlayan yapısal engellerin önemine vurgu yaptı. Küresel ticarette giderek artan korumacılığın, yüksek borçluluk oranlarının, yaşlanan nüfusun ve iklim krizinin dünya ekonomisinin geleceği için ciddi tehditler oluşturduğunu ifade etti.

Ticaret Kısıtlamalarının Etkisi

Bakan Şimşek, özellikle ABD ve Çin arasındaki ticaret rekabetinin çok taraflı ticaret sisteminden uzaklaşmaya yol açtığını belirtti. ABD’nin binin üzerinde, Çin’in ise 800’ün üzerinde ticaret kısıtlaması uyguladığını söyledi. Bu gelişmelerin, serbest ticaret rejiminden korumacılığa doğru kaymaya neden olduğunu vurguladı ve bu eğilimin yalnızca mal ticaretiyle sınırlı kalmadığını, hizmetler, yatırım ve finans sektörlerine kadar yayıldığını belirtti.

“Türkiye Nisbiten Daha Az Etkilenecek”

IMF’nin tahminlerine göre, küresel ticarette yaşanan bu gerilemenin, Almanya ve Fransa gibi büyük ekonomilerin büyüklüğünü kaybetmesine yol açabileceğine değinen Bakan Şimşek, Türkiye’nin dış ticaretinin büyük kısmının kural bazlı ülkelere ve dost ülkelere yöneldiği için bu gelişmelerden nispeten daha az etkilenebileceğini söyledi. “İhracatın yaklaşık dörtte üçü dost ve STA (Serbest Ticaret Anlaşması) olan ülkelerle yapılıyor. Bu harita, Türkiye’nin olumsuz gelişmelerden daha az etkilenebileceğini gösteriyor” dedi.

“Çin’in Elektrikli Otomotivdeki Konumu Göz Önünde Bulundurulmalı”

Çin’in küresel imalat sanayindeki gücüne dikkat çeken Şimşek, bu ülkenin küresel otomotiv pazarında önemli bir paya sahip olduğunu ve bunun önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Çin’in elektrikli otomobillerdeki üretim kapasitesinin dünya genelindeki üretimin yarısına denk geldiğini söyleyen Bakan Şimşek, üreticilerin ve politika yapıcıların bu durumu göz önünde bulundurması gerektiğini vurguladı.

Ticarette Uzun ve Kısa Vadeli Trendler

Bakan Şimşek, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan değişimlere de değindi. Kısa vadede yakın coğrafyadan tedarik eğiliminin artacağını belirten Şimşek, uzun vadede dost ülkelerden tedarik etmenin daha ön plana çıkacağını ifade etti. Türkiye’nin güçlü lojistik ağlarının ve bölgesel entegrasyonun önemine vurgu yaparak, Türkiye’nin dünyanın merkezinde yer aldığını ve bu durumun avantaj sağlayacağını belirtti.

Küresel Borçluluk Oranlarında Son Durum

Küresel borçluluk oranlarının yüksek olduğunu ve enflasyonun bu oranlarla birlikte daha fazla yük getireceğini vurgulayan Bakan Şimşek, “Milli gelirin yüzde 300’leri aşan borçluluk var. Enflasyon yüksek seyredecekse ve korumacılığın olacağı bir dönemde bu yüksek faiz yükü demektir” dedi. Türkiye’nin toplam borcunun milli gelire oranının yüzde 95 olduğunu ve benzer gelişmekte olan ülkelerin bu oranının Türkiye’nin 2,5 katı kadar olduğunu belirterek, bu durumun Türkiye’ye avantaj sağladığını ifade etti.

Yaşlanan Nüfus Tehlikesi

Yaşlanan nüfusun önemli bir mesele olduğunu ifade eden Bakan Şimşek, Türkiye’de doğurganlık oranının düştüğünü ancak hâlâ 18 yıllık bir fırsat penceresinin bulunduğunu belirtti. Bu süreyi reformlarla 30 yıla çıkarmanın mümkün olduğunu söyleyen Şimşek, Türkiye’nin “yaşlanmadan zenginleşme fırsatını” yakalayabileceğini dile getirdi.

Kadınların İş Gücüne Katılımı Vurgusu

En büyük potansiyelin kadınlardan geldiğini belirten Şimşek, OECD ortalamasına yakın bir kadın iş gücü katılım oranı sağlanmasının Türkiye için önemli bir ekonomik fırsat oluşturacağını ifade etti. “Kadınların iş gücüne katılımda yüzde 60’ları yakalarsak, milli gelirde yüzde 20 artış sağlanabilir” dedi.

Türkiye’nin Yapay Zeka Gelişmelerindeki Yeri

Yapay zekanın üretkenliğe katkısı hakkında konuşan Şimşek, bu teknolojinin dünya ve Türkiye için büyük potansiyel taşıdığını ancak gelir dağılımını bozma riskinin de bulunduğunu belirtti. “Üretken yapay zeka bir tehdit gibi görülebilir ama eğer hazırlıklıysanız, uzun vadeli refaha katkı sağlayabilir. Hem dünya hem Türkiye için büyük potansiyel içeriyor” dedi. Türkiye’nin yapay zeka hazırlık endeksinde gelişmekte olan ülkeler arasında iyi bir konumda olduğunu, ancak gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında geride kaldığını ifade etti. Bu durumu değiştirmek için yetişmiş insan kaynağına daha fazla yatırım yapılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, veri merkezlerine yapılacak yatırımların önemine de değindi. “Yatırımlar yapıldı ama veri merkezlerinde yapılacak çok şey var” diyen Şimşek, bu alandaki yatırımların hızlandırılması gerektiğini belirtti.

“Sanayiciler Kısa Vadede Serzenişte Bulunabilir”

Kısa vadede bazı sanayicilerin programın etkilerinden dolayı serzenişte bulunabileceğini belirten Şimşek, bunun bir kısmının dış kaynaklı, bir kısmının ise iş modeli kaynaklı olduğunu ifade etti. Ancak programın amacının sanayicileri ve girişimcileri daha verimli hale getirmeyi hedeflediğine dikkat çekti. “Bizim sizi zorlamamız lazım, daha inovatif ve verimli olun deyince olmuyorsunuz” diyerek, bu değişimin yalnızca devlet destekli programlar aracılığıyla sağlanabileceğini belirtti.

Bakan Şimşek’ten Türkiye için “Zenginler Kulübü” Mesajı

Bakan Şimşek, Türkiye’nin önümüzdeki birkaç yıl içinde “zenginler kulübü”ne girebileceğini ancak bunun için verimlilik ve inovasyon konularında daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin, küresel ekonomik büyümeyi etkileyecek önemli faktörlere karşı hazırlıklı olması gerektiğini belirterek, küresel ısınmanın bir gerçeklik haline geldiğini ve bu sorunun ekonomik ve sosyal etkilerinin çok büyük olacağını ifade etti.

“İklim Krizi Konusunda OECD Önerileri Dikkate Alınmalı”

İklim krizinin dünya ekonomisine ciddi zararlar verebileceğini söyleyen Şimşek, kuraklık, gıda krizi, artan eşitsizlikler ve fosil yakıtlardan kaçışın küresel ekonomiyi etkileyen başlıca unsurlar olduğunu dile getirdi. Küresel ısınmanın bu şekilde devam etmesi durumunda, küresel hasıla üzerinde yüzde 18’lik bir azalma ve küresel açlık oranında yüzde 20’lik bir artış yaşanabileceğini belirten Şimşek, bu öngörülerin son derece dramatik olduğunu ve OECD’nin sunduğu önerilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Yıllık Büyümede Sürdürülebilirlik Hedefi

Bakan Şimşek, Türkiye’nin yıllık büyüme oranını sürdürebilmesinin önemine de değinerek, 1923 ile 2003 yılları arasında yıllık ortalama yüzde 4,8 büyüdüklerini, sonraki 20 yılda ise bu oranı yüzde 5,5’e çıkardıklarını belirtti. Bu büyümeyi korumanın Türkiye için büyük bir hedef olduğunu ifade eden Bakan Şimşek, Türkiye’nin geleceği için inovasyon ve verimlilik odaklı programların hızla devreye alınması gerektiğini ekledi. Ayrıca, CDS’lerdeki düşüş sayesinde yıllık 7 milyar dolar dış borç faizinden tasarruf sağlanacağını ve bu gelişmenin Türkiye için önemli bir mali avantaj oluşturduğunu vurguladı. Ancak enflasyonun, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu en zorlu sorunlardan biri olduğunun altını çizdi ve bu sorunun üstesinden gelmek için büyük çabalar harcandığını belirtti.

Enflasyonda Hedeflerin Son Durumu

Bakan Şimşek, 2025 yılına kadar enflasyonun tek haneli rakamlara indirilmesinin temel hedeflerinden biri olduğunu ifade etti. 2024 yılı başında yüzde 65 seviyelerinde olan enflasyonun, yıl sonunda yüzde 45 seviyelerine çekilmesinin önemli bir başarı olduğuna dikkat çeken Şimşek, bu sürecin yalnızca para ve maliye politikaları ile değil, aynı zamanda gelirler politikasıyla destekleneceğini belirtti. Türkiye’nin ekonomik büyüme potansiyelinin hâlâ yüksek olduğunu, borçluluk oranlarının düşük olduğunu ve finansal koşulların zor olsa da bu dönemin geçici olduğunu vurguladı.

“Yapısal Dönüşüm Şart”

Enflasyonun düşüşüyle birlikte daha sağlıklı bir finansal ekosistem ve güçlü bir büyüme ortamı oluşacağını söyleyen Bakan Şimşek, para politikası ve maliye politikalarının sınırlarının olduğunu, kalıcı başarı için yapısal dönüşümün şart olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin bu süreçte önemli adımlar attığını belirtti.

“Dış Ticaret İlişkilerinde Kritik Adımlar Atıldı”

Bakan Şimşek, Türkiye’nin dış ticaret ilişkileri konusunda da önemli adımlar attıklarını belirtti. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi, Körfez ülkeleriyle Serbest Ticaret Anlaşmalarının (STA) ilerlemesi gibi gelişmelerin Türkiye’nin rekabet gücünü artıracağına dikkat çekti. Yapısal dönüşümle birlikte daha rekabetçi ve verimli bir ekonomiye ulaşacaklarını vurguladı.

“Demiryollarında Elektrikli Dönem” Mesajı

Bakan Şimşek, özellikle enerji verimliliği alanında yatırımların artacağını ve elektrifikasyonlu demir yollarına öncelik vereceklerini belirtti. Bu alandaki altyapı yatırımlarının birinci öncelik olduğunu vurgulayan Bakan Şimşek, Türkiye’nin yeşil enerji dönüşümüne katkı sağlamak için kararlı adımlar atıldığını ifade etti. Elektrikli araçları desteklediklerini ve bu tür araçlar için vergilendirmenin düşük tutulduğunu belirten Şimşek, yerli üretimin artacağını ve dışarıdan yapılacak yatırımlarla bu sektörün büyümeye devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin küresel yeşil ekonomiye önemli katkılar sağladığını ifade eden Şimşek, özellikle elektrikli araç üretiminde daha fazla yerli katkı sağlanacağını vurguladı.

Rezervler ve Cari Açıkta Son Durum

Bakan Şimşek, Türkiye’nin rezervlerinin artışına da dikkat çekti. Net rezervin 50 milyar dolara ulaştığını belirten Şimşek, bu gelişmenin Türkiye’nin rezerv güvenliğini pekiştirdiğini ifade etti. 2011’deki 70 milyar dolarlık zirveden sonra rezervlerin artmaya devam edeceğini söyleyen Bakan Şimşek, doğru politikalarla rezervlerin korunmaya devam edeceğini belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin cari açığıyla ilgili olarak, yapılan dönüşümle orta vadede cari fazlaya geçilebileceği öngörüsünde bulundu.

Döviz Akışı ve Merkez Bankası’nın Yönetim Başarısı

Döviz akışının yönetilmesinin büyük bir beceri gerektirdiğini ve Merkez Bankası’nın bu süreçte oldukça başarılı olduğunu belirten Şimşek, son dönemde 110 milyar dolar döviz alımı yapmak zorunda kaldıklarını vurgulayarak önümüzdeki dönemde bu kadar yüksek bir döviz alımına gerek duyulmayacağını ifade etti. Türkiye’nin finansal istikrarının sağlanması için uygulanan politikaların önemini yineleyen Şimşek, ekonomik dönüşümle birlikte daha sürdürülebilir bir finansal yapı oluşturulacağını belirtti.

Exit mobile version