SPK Kararı ve Fon Krizinin Perde Arkası

spk-karari-ve-fon-krizinin-perde-arkasi-89RVyClm.jpg

Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) son kararları, borsada yaşanan fon krizinin ve manipülasyonların arkasında hangi uygulamaların olduğunu gösteriyor. Bir yanda üretim ve istihdamı bitirilmiş, fiilen çalışanı olmayan ‘‘tabela’’ şirketler hızlıca yükselirken; diğer yanda uzun yıllardır düzenli faaliyet gösteren, varlıkları ve vergileriyle kayıtlı medya kuruluşları finansmana erişimde engelle karşılaşıyor.

Sözcü Gazetesi’nin (Estetik Yayıncılık A.Ş.) nitelikli yatırımcılara yönelik, teminatlı ve yasal bir borçlanma aracı ihracı başvurusu, SPK tarafından gerekçe sunulmadan reddedildi. Aynı dönemde SPK’nın farklı onayları, piyasa içinde çifte standart tartışmalarını kuvvetlendirdi.

SPK Uygulamaları ve Çifte Standart İddiaları

SPK’nın onayları ile reddettikleri arasındaki farklar piyasa aktörlerinin tepkisini çekiyor. 2025’te 353 ihraç belgesi onayı verildi; 2026’nın ilk dokuz ayında ise 262 başvuru onaylandı. Toplamda trilyonlara varan borçlanma araçları piyasaya sunuldu. Buna karşın, Sözcü gibi şeffaf mali yapıya sahip bir kuruluşun talebi reddedildi.

İddialara göre, bazı halka açık şirketlerde üretim durmuş, fabrikalar satılmış ve çalışan sayısı aşırı düşürülmüş olmasına rağmen hisse fiyatlarında astronomik artışlar görüldü. Bu durum, SPK’nın bazı halka arz ve ihraç işlemlerine yeterince sıkı müdahale etmediği eleştirilerini beraberinde getirdi.

Örnek Olaylar: Tera, Vişne ve Destek

Tera Grubu ile ilişkilendirilen Vişne Madencilik Şubat 2025’te halka açıldıktan sonra kısa sürede fiyatını aşırı yukarı çekti; SPK bazı yöneticilere para cezası uyguladı ancak süreçte manipülasyon iddiaları oluştu. Benzer şekilde, Destek Finans’ın halka arzı sonrası hisse değeri kısa sürede kontrolsüzce yükseldi ve 2026 sonrasında patlak veren fon krizinin merkezinde bu tür hareketler yer aldı.

İstihdam ve Gerçek Ekonomiyle Uçurum

Sözcü’nün istihdamı ve sahip olduğu fiziksel varlıklar göz önüne alındığında, pazardaki 66 şirketin toplam çalışan sayısının bile Sözcü’nün istihdamına ulaşamaması dikkat çekici. Gazetenin düzenli cirosu, mülkiyetindeki matbaalar ve arsa varlıkları gibi gerçek ekonomik dayanakları varken, bazı piyasa aktörlerinin ‘‘suni değerleme’’ ile öne çıkması sistemin işlerliğine dair soru işaretleri yaratıyor.

Sonuç olarak, düzenleyici kurumların tutarlı ve şeffaf uygulamaları, hem yatırımcıları korumak hem de piyasada güveni sağlamak adına hayati önemde. Kamuoyuna yansıyan bu örnekler, hangi şirketlerin gerçek ekonomik faaliyete dayandığının ve hangi uygulamaların piyasa dengesini bozduğunun daha iyi denetlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Exit mobile version