Bölgesel minimum fiyat uygulamasının yatırımı ve istihdamı artırmayacağını savunan Kaya, düşük fiyat uygulanan bölgelerin nitelikli iş gücünü kaybedeceğini, bunun da bilhassa Doğu ve Güneydoğu’dan batı illerine yeni bir göç dalgasını tetikleyeceğini söyledi.
Asgari fiyat tartışmalarının sırf patron maliyetleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kaya, fiyat siyasetinin aynı vakitte toplumsal bir boyut taşıdığına dikkat çekti. Türkiye’nin üretim ve istihdam problemlerinin sadece fiyat siyasetleriyle çözülemeyeceğini tabir eden Kaya, Diyarbakır üzere genç nüfusun yoğun ve işsizliğin yüksek olduğu illerde önceliğin fiyatları düşürmek değil, nitelikli ve sürdürülebilir yatırımları artırmak olması gerektiğini vurguladı.
“Nitelikli iş gücü batıya yönelir”
Diyarbakır üzere sanayi yatırımlarının istenilen seviyeye ulaşmadığı illerde bölgesel ücret uygulamasının batı illerine iş gücü göçünü hızlandıracağını belirten Kaya, “Düşük fiyat uygulanan bölgeler nitelikli çalışanlarını kaybeder. Bu durum hem çalışanlar hem de yatırımcılar açısından olumsuz sonuçlar doğurur. İşletmeler nitelikli iş gücüne ulaşmakta zorlanırken, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı daha da artar” dedi.
“Düşük fiyat kalıcı kalkınma sağlamaz”
Düşük fiyat avantajıyla yatırım çekmenin sürdürülebilir bir kalkınma modeli oluşturmayacağını belirten Kaya, bu yaklaşımın bölgeleri yüksek teknoloji yerine düşük katma değerli ve emek yoğun üretime yönelteceğini söyledi. Bölgenin ihtiyacının düşük fiyat değil, Ar-Ge, teknoloji, inovasyon ve yüksek katma değerli sanayi yatırımları olduğunu kaydetti.
