Üreticinin Gücünü Korumak: Mersin Şeftalisinde Adil Gelir İçin Çağrı

ureticinin-gucunu-korumak-mersin-seftalisinde-adil-gelir-icin-cagri-Llxvyk5l.jpg

Mersin, 2024 yılında 188.267 ton şeftali üreterek Türkiye’nin lider bölgesi oldu. Ancak bu üretim başarısının arkasında, üreticinin artan maliyet baskısıyla başa çıkma mücadelesi ve gelirinin erozyona uğraması gerçeği yatıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 ön tahminleri, ülke genelinde şeftali üretiminin geçen yıla göre yüzde 88,6 artış gösterebileceğini öngörüyor. Ne var ki üretim yükselirken, üreticilerin omuzlarındaki maliyet yükü aynı oranda hafiflemedi; aksine gelirler ciddi biçimde tehdit altında.

Üreticinin Sessiz Zorluğu ve Maliyet Gerçekleri

Sabahın erken saatlerinde tarlada emeğini toplayan üretici, ürün henüz dalındayken zarar yazıyor. Başkan Musa Yılmaz’ın sahadan aktardığına göre şeftalinin kilogram başına üretim maliyeti yaklaşık 15 TL’ye ulaştı; buna karşılık meyve suyu sanayisine verilen fiyatlar 5 TL civarında kalıyor. Bu fark, üreticinin gelirinin ciddi biçimde aşınmasına neden oluyor.

Üreticinin bahçede bırakmamak için zorunlu tercih ettiği alım fiyatları, maliyetin ancak küçük bir kısmını telafi ediyor. Yılmaz, üreticinin bu fiyatları kabul etmesinin gönüllülükten değil, ürününü çöpe gitmekten kurtarmak için zorunlu bir adım olduğuna dikkat çekti.

Maliyet Artışının Kaynakları ve Sonuçları

TÜİK verilerine göre Mayıs 2026 itibarıyla tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 36,65 oranında artarken, gübre ve toprak geliştiricilerinin fiyatları yüzde 63,56 gibi yüksek bir artış gösterdi. Girdi maliyetlerindeki bu sıçrama, üretim miktarı artsa bile üreticinin eline geçen fiyatların baskı altında kalmasına yol açıyor.

Üretimin bahçede kalması yalnızca ekonomik bir kayıp yaratmıyor; aynı zamanda atıl duran veya çürüme eğilimindeki meyveler, Akdeniz meyve sineğinin yayılmasına zemin hazırlayarak uzun vadede üretimi daha da tehdit ediyor.

Dayanışma ve Adil Çözümler İçin Çağrı

Bu tabloya karşı tek çözüm, üreticinin sürdürülebilir gelirini sağlayacak adımların atılmasıdır. Üretim artışını, adil fiyat, destek mekanizmaları ve tarımsal maliyetleri azaltıcı politikalarla dengelemek gerekiyor. İşte tam da bu yüzden; sektör paydaşlarının, kamu kurumlarının ve tüketicilerin birlikte hareket etmesi; üreticinin emeğini koruyacak uygulamaları hayata geçirmesi şarttır.

Üreticinin yüzünü güldürecek adımlar atılmadığı sürece, sahadaki bu emek ve ülkenin gıda güvencesi risk altında kalacaktır. Bugün yapılacak doğru hamleler, yarının bereketini güvence altına alır.

Exit mobile version