Ali Naci Karacan, 1896 yılında İstanbul’da doğdu. Ailesi onun iyi bir eğitim alması için tüm imkanlarını kullandı. Hayatına yön veren olaylardan ilkini 1909’da Galatasaray Sultanisi’nde okurken yaşadı. Öğretmeni Tevfik Fikret’in etkisiyle edebiyata yöneldi. Makaleler, şiirler, öyküler yazmaya başladı. Ve gazeteci olmaya karar verdi. Ali Naci Bey, gazeteciliğe ilk adımını İfham gazetesine girerek attı. Hırsı, cesareti ve kaleminin gücüyle tanındı. Henüz 18 yaşındaydı…
SANSÜRE KARŞI DİRENİŞ
Ali Naci, 1915 Mart’ında Yunus Nadi’den Tasvir-i Efkâr gazetesine davet aldı. Bu gelişme mesleği için büyük fırsattı. 1. Dünya Savaşı’nın başladığı günlerdi. Savaşın da etkisiyle ülkede yaşanan yolsuzlukları ve özellikle ekmek, un ve şeker karaborsacılarını gazete sütunlarına taşıdı. Tasvir-i Efkâr sansür nedeniyle sık sık kapatıldı. Yazılarına devam edebilmek için Vakit’e geçti. O da kısa süre sonra kapatıldı. İşsizlik ve haber yazmaya
duyulan özlem birleşince yeni bir yola girdi: Kendi gazetesini çıkarmak. Akşam gazetesini kurdu.
İstanbul’un işgal edildiği günlerde yayın hayatına başlayan Akşam, Milli Mücadele’nin yanında oldu. Mustafa Kemal Paşa’nın ilkelerini savundu ve Anadolu’da başlayan direnişi halka duyurdu. Bu nedenle Cumhuriyet’in ilanından sonra İstanbul basınında “Mustafa Kemal’in prensleri” olarak adlandırıldılar. Ali Naci ve Akşam’ın genç gazetecileri, Atatürk devrimlerine de destek verdi. Mesleğinin en önemli günlerini Lozan Konferansı sırasında yaşadı.
İNÖNÜ’NÜN ONAYIYLA
Ali Naci Karacan, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi Lozan Barış Antlaşması’nın imzalandığı İsviçre’deki konferansları takip eden az sayıdaki Türk gazeteciden biriydi. Dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in teşviki ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün onayıyla, Karacan bu konferanstaki anılarını derleyerek “Lozan” adlı bir kitap yazdı. “Benim gazeteciliğim Atatürkçülüğe bağlı bir gazeteciliktir” diyen Ali Naci Karacan, anılarından İsmet İnönü’nün Lozan Antlaşması’nı imzaladığı anı şöyle anlattı:
ALTIN KALEMLE 7 DAKİKA
“Konferans umumi katibi İsmet Paşa’yı selamladı,-buyurunuz evvela Zat-ı devletiniz imza edeceksiniz- dedi. İsmet Paşa yerinden kalktı, masaya doğru yürüdü ve masanın tam ortasına gelince durdu elini iç cebine götürerek renkli bir muhafaza çıkardı, içinden bir altın kalem aldı, Mustafa Kemal’in antlaşmayı imzalamak üzere kendisine gönderdiği tarihi kalemle ayakta biraz eğilerek 24 Temmuz 1923 günü saat tam 15:09’da imzasını attı. İsmet Paşa’nın attığı bu imza ile Osmanlı İmparatorluğu tasfiye edilmiş ve yeni Türkiye devleti kurulmuş oluyordu. Türkiye’nin antlaşma metinlerini ve eklerindeki protokolleri imzalaması yedi dakika sürdü.”
Çalışma azmiyle örnek oldu
Ali Naci Karacan, ayrıca Kurtuluş Mücadelesi’ne kalemiyle destek veren ve Türk basınına birçok gazete kazandıran gazeteci olarak tarihe geçti. Politika, İnkılâp ve Tan gazetelerinin ardından 1950’de Milliyet’i kurdu. Gazeteciliği yalnızca bir meslek değil, ülkesine hizmet etmenin yolu olarak gören Karacan, fikirleri ve çalışma azmiyle nesillere örnek oldu. Mudanya Mütarekesi’nden başlayarak Lozan Antlaşması’nın imzalanmasına kadar geçen süreci anlattığı kitap, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kaynak kitap olarak gösterildi. Fenerbahçe Spor Kulübü başkanlığı döneminde spora da katkı sunan Karacan, 7 Temmuz 1955 tarihinde aramızdan ayrıldı.
