Kirala, Kullan, Kazan: Türkiye’de Araç Sahipliği Tarihe Karışıyor

kirala-kullan-kazan-turkiyede-arac-sahipligi-tarihe-karisiyor-pMFK7iOG.jpg

Türkiye otomotiv sektörü son yıllarda pandemi, tedarik sorunları, yüksek enflasyon ve faiz artışlarının etkisiyle ciddi bir dönüşüm yaşadı. Şirketler artık araçları sermaye bağlamaktan kaçınıyor; nakdi ana faaliyetlerine yönlendiriyor ve operasyonel kiralama modeline hızla yöneliyor.

Operasyonel kiralama sektörü hem filo yatırımlarında hem de vergi katkısında kayda değer bir büyüme gösteriyor. Bu büyüme sadece araç teminiyle sınırlı kalmıyor; mobilite anlayışındaki değişime liderlik ederek yeni hizmet ve iş modellerini beraberinde getiriyor.

2026 Hedefi: 200 Milyar Lira

TOKKDER verilerine göre sektör, yılın ilk altı ayında 96.519 yeni araç yatırımı yaptı ve yaklaşık 406 bin araçlık filoya ulaştı. Aynı dönemde yaklaşık 90 milyar liralık vergi ödendi; geçen yıl toplam vergi 129 milyar lira seviyesindeydi. 2026 yılında sektörün büyüklüğünün 200 milyar liraya ulaşacağı öngörülüyor.

TOKKDER Başkanı Özarslan Tangün, Türkiye’de ticari araç parkının sadece %10’unun operasyonel kiralama modeliyle yönetildiğini, oysa Avrupa’da bu oranın %50’yi aştığını belirtiyor. Bazı pazarlarda oran %60-80 seviyelerinde seyrediyor. Şirketlerin satın alma yerine kiralamayı tercih etmesi halinde sektörün uzun vadede önemli bir büyüme potansiyeli yakalayacağı nettir.

Sahiplikten Kullanıma: Mobilitenin Yeni Paradigması

Otomobil artık yalnızca satın alınan bir ürün değil; araç paylaşımı, abonelik modelleri, uzun dönem kiralama, bağlantılı araçlar ve yapay zekâ destekli filo yönetimi bir bütün olarak mobilite ekosisteminin parçaları haline geldi. Türkiye, sahiplik anlayışından kullanım ekonomisine geçmek zorundadır ve bu dönüşüm ülkeyi küresel mobilite ekosisteminde daha güçlü kılacaktır.

Yetki Belgesi Geliyor: Sektörde Standartlaşma

“Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik” uzun süredir bekleniyordu ve çalışmalar büyük ölçüde tamamlandı. Yönetmeliğin yıl sonuna kadar yürürlüğe girmesi beklentisi güçlü. Bu düzenleme yalnızca teknik kurallar getirmeyecek; tüketici güvenini artıracak ve kayıt dışılıkla mücadeleyi güçlendirecektir.

Yeni düzenlemeyle günlük araç kiralama yapan işletmeler için mesleki yeterlilik ve yetki belgesi zorunlu hale gelecek; sektöre girişte belirli standartlar aranacaktır. Çevrim içi platformlar da düzenlemenin kapsamına alınacak ve platformların sorumlulukları artırılacaktır. Asgari araç sayısı şartı getirilecek, ancak bu uygulama küçük ve dürüst işletmeleri dışlamayı amaçlamamaktadır.

Yakıt Artışı Elektrikli Araca Talebi Hızlandırıyor

Yakıt fiyatlarındaki dalgalanma ve artışlar elektrikli araçlara olan ilgiyi hızla artırdı. Türkiye’de elektrikli araç talebi henüz Avrupa seviyelerinde değil; Avrupa’da şirketlerin yeni siparişlerinin %40-50’si elektrikliyken Türkiye’de bu oran %3-4 civarında. Ancak dönüşüm kaçınılmaz; şirketler filolarını kademeli olarak elektrikliye çevirecek.

KOBİ’ler Öz Mallarını Satarak Kiralamaya Geçiyor

2018 sonrası dönemde araçlar yatırım aracı olarak görüldü, ancak finansmana erişimin zorlaşması ve sermayenin değeri nedeniyle KOBİ’ler öz mallarını satarak operasyonel kiralamaya yöneliyor. 2026 ikinci çeyreğinden itibaren bu eğilim hızlandı ve kullanım hakkının satın alınması yeniden baskın model oldu.

İkinci El Değeri: En Büyük Risk

Yüksek faizler maliyet unsuru olmaya devam ediyor ama operasyonel kiralama şirketleri için en kritik mesele ikinci el araç fiyatlarının öngörülebilirliği. Sıfır ve ikinci el fiyat artışları genel enflasyonun altında kalırken, şirketler ikinci el fiyatlama komitelerini daha sık topluyor. İkinci el değerindeki dalgalanma, sektörün en büyük riski olmaya devam ediyor.

Pil Teknolojisi ve Menzil: İkinci Elde Yeni Denge

Elektrikli araçlarda pil teknolojisindeki hızlı ilerleme, Çinli üreticilerin fiyat baskısı ve piyasa dalgalanmaları, ikinci el değerlemelerini daha karmaşık hale getiriyor. Uzayan menziller ve kısalan şarj süreleri kısa vadede olumlu; ancak 1.000–1.200 km menzillere doğru bir geçiş, 300–500 km menzilli araçların ikinci el değerlerinde sert düşüşlere yol açabilir. Bu nedenle sektör bir geçiş dönemindedir ve bu geçiş yönetilmek zorundadır.

Sonuç olarak, Türkiye operasyonel kiralama sektörü hızla olgunlaşıyor. Düzenlemeler, elektrikli dönüşüm ve değişen finansal tercihler sektörü büyütürken aynı zamanda yeni riskler ve fırsatlar getiriyor. Sektör oyuncuları bu dinamiklerle proaktif biçimde başa çıkmalı ve kullanım ekonomisine uyum sağlamalıdır.

Exit mobile version