Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşamın (longevity) sırlarını vermeye devam ediyor. Çoruhlu, SÖZCÜ TV’de Simge Fıstıkoğlu’nun sorularını yanıtlıyor… Dr. Çoruhlu, bu kez son zamanlarda çok popüler olan zayıflama iğnelerine ve yan etkilerine değinirken; fazla kilolardan doğal yollarla kurtulmanın ipuçlarını verdi. İşte açıklamaları…
Aklınıza ‘yemek’ gelmiyor
İğneyle ne oluyor? Yediklerimden belli bir miktarı çok yavaşça bağırsağa gönderiyorum. Pankreas duruyor. Mide kapağının alt kısmı açık olsaydı, koy yukarı, sindirsin, aşağı gelsin, ona göre hareketler yapacaktı.
Çok gelirse işte çok insülin, çok şeker falan. Damlacık damlacık geliyor yani çok vakti var.
Pankreas, sen rahat dur. Baksana yani minicik minicik damlıyor burada falan.
Şimdi o minicik girme haline pankreasın verdiği bu böyle yumuşak cevap, inişli çıkışlı olmadığı için kan şekeri yatay.
Kan şekeri yatay olunca kişi ne hissediyor? İnmemiş çıkmamış ya… Acıkmıyor. “Akla yemek gelmiyor.” Bunu sağlayan iğnenin kendisi değil. Bunu sağlayan, mideden aşağı geçişteki yavaşlığın damlacık damlacık yiyeceği vermesiyle insülinin, pankreasın “Tehlike yok” sinyali.
Midenizde doluluk hissi yaratabilirsiniz
Kendi çabamızla nasıl kilo verebileceğimizi 15 senedir anlatıyorum.
– Çok çiğnerseniz,
– Kana kolay karışmayan yiyecekler yerseniz,
– Unlu şekerler hariç, daha az, çok çiğnerseniz, çiğnemeyle ağzınızda bekletirseniz,
– İki yemeğin arasında kaşığı bırakıp bekleme süresi yaratırsanız,
– Küçük lokmalar alın, önemli olan az yemenizdir. Çay kaşığıyla yemek, hatta delik kaşık olur ya diyet kaşığıyla yerseniz kolay kilo verebilirsiniz.
– Mideye koyduğunun yavaş aşağıya doğru geçmesi önemli. Peki midenin doluluğunu nasıl taklit ederim? Boş altlıklarla… Salatalar, zeytinyağlılar ve yeşilliklerle… Evet, yani iki üç tane salata, iki tane zeytinyağlı yesen zaten volümü bayağı bir zorlamış olacaksın.
– Onun üstüne koyabileceklerin azaldığı için o dönem için emniyettesin en azından.
– Mesele, midede bekleme süresini uzatacak yiyecekler tüketmektir. En çok neler bekliyor midede? Proteinler bekliyor… Yumurta bekliyor, hindi bekliyor.
Yarar-zarar hesabı yapılıyor
Birhekim olarak zayıflama iğnelerinin artılarını, eksilerini masaya koymak lazım. Şimdi öncelikle bir endokrin uzmanı, bir kardiyolog, bir ortopedist, bir branş hekimi olarak belli bir hastalık riski maksimumsa onun iğneyi önerme hakkı ona ait, onun kararı. Gerçekten işte 130 kilo, o dizler taşımıyor, o bel gitmiş, ameliyat uzun iş, tabii ki bir ortopedist diyebilir. Tansiyonu çok fena, işte kan yağları şöyle, damarlar, karaciğer etrafı dolmuş, kardiyolog diyebilir.
Yani bunlar hep branş hekimlerinin konusu. Yarar-zarar hesabında yarar daha fazlaya gidiyor konu.
O yüzden dünyada bu kadar devletler tarafından da arkası biraz destekleniyor gibi bir durum var. Örneğin Kanada ve Amerika’da… Çünkü diyor ki: “Yani bu kadar sağlık sigortası ya da bu hastaların sağlık yükünden ancak böyle kurtulabilirim.’’
Mide hareketlerinin gücünü azaltıyor
Bu iğnelerin ilk yaptığı aslında komplike olmayan basit şey, midenin kendisinin içinde kendini kasma, kapama kabiliyetini azaltmasıdır. Güçlü bir kas olarak düşünün mideyi. İçindekileri bulamaç yapacak, sindirecek. Sindirecek ki oradan aşağı gidecek. Boşluk olunca yine koyabileceksin yukarıdan.
İğne ne yapıyor? Oradaki o mide hareketlerinin gücünü azalttığı için orası böyle yayvan, gergin kalıyor. …Bir kase olarak kalıyor. Sen bunu belli bir miktar doldurabiliyorsun. Aşağıdan gönderemediği için başka şeyler yiyemiyorsun. O yüzden de iğneleri ilk yapanların şikayetleri: “Öğürdüm, çıkardım. Midem bulandı, midem ağzıma geldi” oluyor.
Demek ki sen onun üstüne yiyecek koyamadığın için mide hareketlerinin azalması bir şikayet olarak yansıyor. Olay bu. Mide şikayetleri bunun yan etkisidir.
Gündüz aç kalarak kilo verilmez
Gündüz açlığında “İşte ben kahvaltıyı atladım, öğleni az yedim” filan dediğinde gündüz olmuyor. Çünkü gündüz vücudun hayatta kalma mantığı var… Gündüz yağ yakmaya alışkın değil zaten o. Yani, zayıflama iğnelerinin kas kaybı dediğin şey, senin vücudunu zaten yağ yakmayan, yakmayı bilmeyen bir vücut olmasının izdüşümüdür. İğnesiz nasıl kas kaybetmeden kilo veririm dersen akşamı kaldıracaksın.
Kas yıkımı önlenebilir mi?
Kalsiyum alfa-ketoglutarat, CaAKG. CaAKG, alfa-ketoglutarat zaten vücudun içinde olan bizim enerji üretirken ürettiğimiz bir madde. Ca versiyonu bunun özel bir versiyonu. Bu ne yapıyor? Kasların yıkımını azaltıyor. Kas ve kemiklerin yıkımını azaltan yapısı sebebiyle zaten bunun daha basit versiyonları sporcu ürünü olarak yıllarca raflardaydı.
HÜCRE DÜZEYİNDE GENÇLEŞME
Şimdi bunu daha üst bir molekül haline getirdiler ve dediler ki: Biz kasları korumak istiyorsak, supplement gibi ilaç olmayan şekilde nasıl yapalım, bu kayba nasıl destek olalım… CaAKG, kalsiyum AKG şimdi insanlar o kadar bilmiyor ama bence açık ara öne geçecek. Benim de böyle bir formülüm var.
Alfa-ketoglutaratı 7 ay boyunca günde bir dozda alan kişilerin hücre düzeyinde 8 yıllık gençleşmelerine dair bilgi çıkar ve bu çarpıcı gelebilir. Buradan kas korumaya gelirsek, kalsiyum AKG bütün bu matematikte kasların bu hallerini düzelterek kasın yapısını korumada dolayısıyla de dayanıklılık skorunu artırmada çok büyük bir puan alıyor.
Bence kalsiyum AKG de zayıflama iğneleri ile beraber raflarda yan yana olacak.
İşte yan etkileri
En az görülen ama maksimum anlamında böyle ‘NAION’ diye okunan özel bir göz hastalığı var, körlük yapabiliyor. “O piyango bana çıkar mı acaba?” da çok çok düşük bir olasılık.
Rutin olarak ne yapıyor bu iğneler? Bulantı hissi yapıyor, sindirimi bozuyor, bıraktıktan sonra da o mide kendi hareketliliğine geri dönemeyebiliyor. Ondan sonra zaten mide işini yapmadığı için pankreasa çok iş düştüğünden pankreasın enzimleri artıyor.
Zaten hekimler iki ayda bir pankreasın enzimleri olan amilaz, lipaza kanda bakıyorlar ki yani mide iş yapmadı pankreasa ne kadar yük bindi acaba diye… Bu yüzden pankreatit yapma ihtimali var. Dolayısıyla yan etkisiz değil. Ben şunu şaşırtıcı buluyorum.
Kişiler mesela diyelim ki kendi başlarına böyle eczaneye gidip alabiliyorlar.
Mesela hasta diyor ki: “Ben işte bir buçuk yıldır kullanıyorum falan.” Yani bir buçuk yıl kullanacak kadar kilon mu var? Korkuyorlar bırakınca kilo alırlar diye… Ancak bu sakıncalı.
Vücut gece saatlerinde yağ yakar
Doktorunun önerisiyle kiloyu verdikten sonra “Yine kaçırdım” deyip hemen, nasıl olsa burada bir iğne var mantığıyla hareket eden de var. Ama bunun uzun dönemde ciddi riskleri olabilir.
Şimdi iğneden bağımsız konuşuyorum, şişman bir kişi kilo vermeye başladığında onda da kas kaybı olma ihtimali var. Çünkü senin vücudun yağ yakmayı bilseydi zaten kilo almazdın.
Demek ki sen metabolik esnekliğini kaybettin, sürekli şeker yakan bir vücudun var, yağı da depoluyorsun. Aç bıraktığında o yağı çekmeyi bilemediği için, ne yapması lazım? Şekere benzeyen şekilde yakabileceği şeyi bulması lazım. O da kas. Kastaki özel bir aminoasit.
AKŞAM YEMEĞİNİ ERKEN SAATLERE ÇEKİN
Aslında kilo verirken kas kaybetmek demek, senin yağ yakmayı vücuda öğretemeden kalori kısıtlaman demek. Vücudun yağ yakabilme kabiliyeti gece uykusuna yakın zamanlar olduğuna göre, gece açlığını ne kadar erkene çekersen vücut ister istemez, gece yaptığı yağ yakmaya yönelik hareketi daha erken yapacak, öne çekecek. Sen akşam yemeğini kaldırarak veya akşam yemeğini işte 4’te 5’te keserek sabaha kadar keskin bir açlıkla zaten vücuda onu kafasına vura vura “İlla yağ yak, yok başka bir şey” diyorsun.
Simge Fıstıkoğlu’nun sorularıyla ‘Dr. Ayşegül Çoruhlu ile Longevity’ programı Pazar 14.00’te tekrarı
ise aynı gece 01.00’da SÖZCÜ Televizyonu’nda.
