VakıfBank, yılın ikinci çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Aktif büyüklüğünü koruyarak yıllık bazda yüzde 28 artışla 5,8 trilyon liraya ulaştıran banka, sermaye yapısını güçlendirerek güçlü bir performans sergiledi.
Banka, yılın ilk yarısında 39,6 milyar lira vergi öncesi kar ve 30 milyar lira net dönem karı elde etti. Toplam mevduatı 3,6 trilyon liraya yükselirken, öz kaynakları yıllık yüzde 43 artışla 353 milyar liraya çıktı.
Kredi ve Ekonomiye Sağlanan Destek
Nakdi kredilerde yüzde 35 artışla 3,3 trilyon liraya; gayrinakdi kredilerde ise yüzde 34 artışla 1 trilyon lirayı aşan seviyelere ulaşan banka, nakdi ve gayrinakdi kredilerle ekonomiye sağladığı toplam desteği 4,3 trilyon liraya taşıdı. Bu kaynaklarla üretim, yatırım, ihracat ve istihdamı doğrudan desteklemeye devam ediyor.
Uluslararası Fonlama Stratejisi ve Başarıları
VakıfBank, uluslararası piyasalardan sağladığı uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynaklarla fonlama yapısını çeşitlendirdi. Dünya Bankası Grubu bünyesindeki IBRD ve MIGA garantileri kapsamında gerçekleştirilen iki fonlama işlemi, AIIB ile sağlanan uzun vadeli finansman ve Türk bankacılık tarihinde tek yatırımcıyla gerçekleştirilen en yüksek tutarlı DPR seküritizasyonu gibi işlemler, bankanın yılbaşından bu yana elde ettiği uluslararası kaynakları 7,1 milyar dolara çıkardı.
Sonuç olarak, bankanın yurt dışından sağladığı toplam kaynak tutarı 25 milyar dolara ulaşırken, bu kaynakların toplam pasifler içindeki payı yüzde 20 seviyesine erişti. Bu performans, uluslararası yatırımcıların bankaya ve Türkiye ekonomisine duyduğu güvenin somut bir göstergesidir.
Yönetim Görüşleri ve Kalkınma Odaklı Yaklaşım
“Türkiye ekonomisinin üretim gücünü destekliyoruz” vurgusunu yapan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, banka vizyonunu kalkınma odaklı değer bankacılığı olarak tanımladı. Arslan, uluslararası piyasalardan temin edilen kaynaklarla Türkiye’nin üretimine, ihracatına ve istihdamına kesintisiz finansman sağlanacağını kesin ifadelerle açıkladı.
Arslan, bankanın kaynaklarını üretim kapasitesini, ihracatı, istihdamı ve yatırımları destekleyen alanlara yönlendirmeyi sürdüreceğini; reel sektörün yatırım iştahını güçlendirmenin ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlamanın öncelikli hedefler olduğunu belirtti.
AIIB ile yürütülen iş birliği sayesinde deprem bölgesinde afetlere dayanıklı ve enerji verimli konutların yanı sıra eğitim ve sağlık altyapısının yeniden inşasına katkı sağlandığını belirten Arslan, bu çalışmaların yalnızca yeniden yapılanma değil, aynı zamanda ülkenin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine hizmet ettiğini ifade etti.
Arslan, önümüzdeki dönemde uluslararası kalkınma kuruluşlarıyla yeni uzun vadeli programlar hayata geçirerek depremden etkilenen bölgelerin ekonomik ve sosyal dayanıklılığını artıracak adımlar atılacağını kesin bir dille açıkladı. Ayrıca, bankanın yeşil dönüşümü, kadın ve genç girişimcilerin finansmana erişimi ve enerji verimliliği yatırımları gibi öncelikli alanlarda kalkınmaya katkı sunmayı sürdüreceği belirtildi.
Banka, gelecek dönemde yenilikçi finansman modelleri geliştirerek Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda yalnızca finansman sağlayan değil, aynı zamanda büyümeye yön veren güvenilir bir çözüm ortağı olmayı sürdürecektir.
