Avrupa istihbarat çevreleri, Kremlin’in yeni bir hibrit taarruz senaryosu üzerinde çalıştığını bildiriyor; hedefte bu kez Akdeniz kıyısındaki ülkeler var. Raporda, daha önce Baltık ülkelerini hedef alan Rsus tipi İHA’ların rotasını değiştirerek İspanya, Fransa ve İtalya’ya yönlendirilebileceği öne sürülüyor.
Gizli belgelere yakın kaynaklar, olası operasyonun ayrıntılarını titizlikle ortaya koyan bir ABD raporunun Fransa makamları tarafından da yüksek güvenilirlikle değerlendirildiğini aktarıyor. Bu uyarıların zamanlaması, Fransa Cumhurbaşkanı’nın Savunma Konseyi ardından Elysee’de parti liderlerini toplamasıyla dikkat çekici biçimde çakıştı.
Hedef ülkeler ve yöntem
İstihbarat aktörleri, Rus gölge filosunun konteynerlere gizlenmiş ve denizden fırlatılacak küçük İHA’lar kullanmayı planladığını belirtiyor. Bu İHA’ların ticari yük gemilerinin içinde saklanması ve liman kentlerine yönelik saldırılarda kullanılması riski masada.
Uzmanlar, küçük İHA’ların gemilerde saklanıp taşınmasının teknik olarak gerçekleştirilebilir olduğunu; daha sonra kıyıdan 200–300 km mesafeden fırlatılarak hedeflere bir ila dört saat içinde ulaşabileceğini vurguluyor. Taşınan mühimmatın tek başına büyük tesisleri yok etmeye yetmese de yangın çıkarma, açıkta duran ekipmanlara zarar verme ya da bir liman/havalimanının geçici kapatılmasına neden olma potansiyeli ciddi bulunuyor.
Gemi tabanlı saldırının etkisi
Operasyonun doğrudan yarattığı fiziksel hasardan öte ana hedefin siyasi ve ekonomik sarsıntı olduğu belirtiliyor. Kargolardaki aksamalar, tedarik zincirinde gecikmeler ve halk arasında oluşacak korku atmosferi saldırının beklenen dolaylı etkileri arasında sayılıyor.
Bir savunma kaynağı, “Geminin konteynerine gizlenmiş İHA’ları denizden fırlatmak hiç de zor değil” diyerek yöntemin basitliği konusunda uyarıda bulundu. Bu yaklaşımın, deniz trafiğinin yoğun olduğu Akdeniz sahillerinde tespit ve müdahale zorlukları yaratabileceğine dikkat çekiliyor.
Stratejik arka plan ve diplomatik yankılar
Moskova yönetimi, Batılı desteğin Rusya’ya karşı doğrudan müdahale olarak algılanması gerektiğini savunurken, sahadaki adımlarını “savaş eşiğinin altında” tutarak NATO’nun koordineli bir yanıt vermesini zorlaştırıyor. Uzmanlar, Ukrayna’yı destekleyen ülkelerde artan sabote edici faaliyetlerin bu stratejinin bir parçası olduğunu belirtiyor.
Son dönemde Polonya hava sahasına mühimmatsız İHA’ların sızması ve Leipzig Havalimanı’ndaki silahlı İHA vakası gibi olaylar, tırmanışın kritik anları olarak gösteriliyor. Ayrıca, CIA Direktörü’nün Moskova ziyareti ve ardından bölge devletlerine yapılan bilgilendirmeler, diplomatik hattın yoğun şekilde çalıştığını ortaya koydu.
Sonuç olarak, sahada küçük insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilecek deniz kaynaklı saldırılar, ağır hasardan çok ekonomik kesintiler ve siyasi istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşıyor. Avrupa’nın istihbarat ve deniz güvenliği önlemlerini sıkılaştırması, bu yeni tehdide karşı kritik önemde.