Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ardından gözler İran’a çevrildi. Üç ülkeden üst düzey güvenlik yetkililerinin Tahran’da İranlı muhataplarıyla bir araya gelmesi planlanıyor. Görüşmelerin odağında bölgesel güvenlik, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılmasının önlenmesi bulunuyor. Görüşmeye Türkiye’den Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Suudi Arabistan’dan Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Pakistan’dan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir’in katılması öngörülüyor. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri de söz konusu isimlerin ülkeyi ziyaret etmesinin planlandığını açıkladı. Bakıri, heyetlerin Konsey Genel Sekreteri Muhsin Rızai ile görüşeceğini bildirdi ancak ziyaret için kesin tarih vermedi. Diplomatik temasın gündeme gelmesi ise Suudi Arabistan’ın son günlerde karşı karşıya kaldığı saldırılar nedeniyle önem kazanıyor.
Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar gündemde
Tahran’da planlanan görüşmeler, Yemen’deki İran bağlantılı Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırdığı bir döneme denk geliyor. Suudi Arabistan, 25 Ekim Pazar günü yeni bir füze ve insansız hava aracı dalgasını engellediğini duyurdu. Saldırıların devam etmesi, üç ülkenin ortak savunma yükümlülüklerinin nasıl uygulanacağına ilişkin soruları gündeme taşıyor. Suudi Arabistan’da yalnızca askeri hedefler değil, havaalanları ve enerji altyapısı da güvenlik riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Petrol üretim tesisleri, ihracat terminalleri ve sevkiyat güzergâhlarına yönelik tehditler, bölgesel çatışmaların ekonomik etkisini artırıyor. Bu nedenle Tahran ile kurulacak temasın sonuçları, güvenlik politikalarının yanında uluslararası enerji piyasaları açısından da izleniyor. Üç ülkenin temsilcileri ekim ayı başında Riyad’da düzenlenen toplantıda Suudi Arabistan’a yönelik tehditler karşısında askeri kapasitenin hızlı biçimde konuşlandırılmasına ilişkin işbirliğini ele almıştı. Bu toplantının ardından İran ile doğrudan görüşme hazırlığı yapılması, ortak savunma düzenlemelerinin diplomatik temaslarla birlikte yürütülmek istendiğini gösteriyor. Ancak planlanan ziyaretin İran’ın bölgesel politikalarında somut bir değişikliğe yol açıp açmayacağı henüz bilinmiyor.
Mekke Anlaşması’nın onay süreci sürüyor
Ağustos ayında Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmış olması, her ülkede iç hukuk bakımından onay sürecinin tamamlandığı anlamına gelmiyor. Pakistan anlaşmayı onaylarken, Türkiye’de onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin kanun teklifi 20 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu. Dolayısıyla Türkiye bakımından parlamentodaki süreç henüz tamamlanmış değil. İran ile planlanan görüşmeler, bu savunma ortaklığının komşu ülkelerle ilişkilerinde nasıl bir yaklaşım izleyeceğine ilişkin ilk önemli diplomatik sınavlardan biri olarak öne çıkıyor.
Bölge iç güvenliği için başlangıç olabilir
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Mekke İttifakı üyesi Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’den üst düzey yetkililerin Tahran’a gerçekleştireceği ziyarete ilişkin, “Tahran toplantısı, bölge iç güvenliğinin şekillenmesi için başlangıç olabilir” dedi. Bölge ülkelerinin kendi güvenlikleri ve barış için bölgesel güvenlik mekanizmaları oluşturmaya çalıştığını söyleyen Bekayi, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’den üst düzey yetkililerin İranlı yetkililerle yapacağı görüşmede, İsrail saldırganlığı ile Lübnan ve Filistin’deki gelişmelerin ele alınacağını belirtti.
Petrol ve deniz ticareti açısından neden önemli?
Orta Doğu’daki askeri gerilim, son dönemde enerji fiyatlarını belirleyen başlıca gelişmeler arasında yer alıyor. Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar ve Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik sorunları, petrol üretiminden uluslararası sevkiyata kadar geniş bir alanda belirsizlik yaratıyor. Deniz taşımacılığının aksaması, yalnızca petrol fiyatlarına değil, navlun ve sigorta maliyetlerine de yansıyabiliyor. Brent petrolün geçen hafta yaklaşık altı ayın en yüksek düzeylerine çıkmasının ardından yeni haftanın ilk işlemlerinde gerilemesi, piyasaların diplomatik gelişmelere ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor. Ancak fiyatlardaki düşüş, enerji arzına yönelik risklerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Özellikle Suudi Arabistan’daki tesislere yönelik saldırıların devam etmesi, risklerin yeniden fiyatlanmasına neden olabilir. Türkiye açısından bu gelişmelerin ilk ekonomik etkisi enerji ithalatı üzerinden ortaya çıkıyor. Petrol fiyatlarındaki kalıcı yükseliş, akaryakıt maliyetleri, taşımacılık giderleri ve enflasyon üzerinde baskı oluşturabiliyor. Ayrıca bölgedeki ticaret yollarında yaşanabilecek aksamalar, Türk şirketlerinin lojistik maliyetlerini ve teslimat sürelerini etkileyebiliyor.