Siyaset arenasındaki deprem, ekonomi cephesinde tarihi bir yıkıma neden oldu. Ana muhalefet partisi CHP ile ilgili hukuki geçersizlik (mutlak butlan) kararının açıklandığı andan itibaren piyasalarda başlayan panik dalgası, devletin uzun vadeli borçlanma enstrümanlarını vurdu.
Türkiye 10 yıllık (10Y) devlet tahvili getirisi, finans tarihinde daha önce hiç görülmemiş bir seviyeye ulaşarak yüzde 36,52 ile rekor kırdı.

Tahvil faizlerindeki bu benzeri görülmemiş sıçrama “Siyasi Risk” unsurların yaşanmasından kaynaklandığı belirtiliyor.
Piyasalarda şok etkisi yaratan bu yükseliş, en basit tabiriyle devletin borç para bulabilmek için ödemek zorunda olduğu faiz maliyetinin rekor kırması anlamına geliyor.
Finans dünyasında “parayı elinde tutan” küresel fonlar, yerli bankalar ve bireysel yatırımcılar; yüksek enflasyon ortamı ve ekonomik risk beklentileri nedeniyle devlete borç para vermek için artık çok daha yüksek bir getiri talep ediyor.
Yatırımcılar, paralarının enflasyon karşısında erimesini önlemek ve altın, döviz gibi alternatif yatırım araçlarına yönelmek yerine devlete borç vermeyi seçmek için bu yüksek faiz oranını şart koşuyor.
Kamusal yatırımlar ve eski borçların ödenmesi için acil nakit ihtiyacı bulunan devlet ise parayı elinde bulunduran bu aktörlerin yüksek faiz talebini kabul etmek zorunda kalıyor.
EKONOMİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ NASIL OLACAK?
Uzmanlar, tahvil getirisinin bu denli yükselmesinin ülke ekonomisi üzerinde ciddi yan etkileri ve riskleri olacağı konusunda uyarıda bulunuyor.
Kamu Maliyesine Ağır Faiz Yükü: Devletin uzun vadeli borçlanmasının aşırı pahalılaşması, ilerleyen dönemlerde ülke bütçesinden faiz ödemelerine ayrılacak payın ciddi şekilde artması riskini doğuruyor.
Risklerin Peşin Fiyatlanması: Getirinin tarihi zirveye çıkması, piyasaların geleceğe yönelik ekonomik belirsizlikleri ve makroekonomik riskleri şimdiden olumsuz bir şekilde fiyatladığına işaret ediyor.
Kredi Maliyetlerinin Artması: Devletin bu oranlarla borçlandığı bir ortamda, bankaların ve şirketlerin de borçlanma maliyetleri yükseliyor; bu durum piyasadaki genel kredi faizlerine artış olarak yansıyabiliyor.