Yaklaşık doksan yıldır çözülmeyi bekleyen matematiksel bir bilmecenin çevresinde dönen son gelişmeler, yalnızca bir kanıt meselesi değil; aynı zamanda bilginin, emeğin ve sahiplik kavramlarının yeniden sorgulandığı bir dönüm noktasını işaret ediyor. Bir teknoloji şirketinin iddiası, dünya çapında hem hayranlık hem de kaygı uyandırdı — zira mesele, bir denklemin çözümünden çok bilimsel etik ve işbirliği kurallarının geleceğini gündeme taşıdı.
OpenAI, henüz genel kullanıma sunmadığı bir modelini Navier–Stokes Milenyum Problemi üzerinde test ettiğini; yaklaşık 10 bin yapay zekâ ajanının devreye sokulduğunu ve 88 saatte bir çözüm önerisi üretildiğini açıkladı. Bu açıklama, hesaplama gücünün ve otomasyonun tek bir bilimsel hedefe nasıl odaklanabileceğini gösteren çarpıcı bir örnek oldu.
Parçalara Ayrılan Hikâye: Ortak Çalışma mı, Rekabet mi?
Bu gelişmeyle aynı dönem içinde, Türk-Amerikalı matematikçi Levent Alpöge ile NYU’dan Tristan Buckmaster’ın benzer bir araştırma hattında neredeyse bir yıldır çalıştıkları ortaya çıktı. Araştırmanın niteliği akademik bir uğraş olarak sürerken, işin içine şirketlerin ürünleri ve rekabet dinamikleri girince, işin paylaşılırlığı ve yazar listesi gibi hassas konular alevlendi. Alpöge’nin Anthropic’te çalışıyor olması, bazı görüşmelerde adının yayın listesinden çıkarılmasının önerildiği iddiasını doğurdu; bu da bilimsel katkı ve tarafsızlık arasındaki ince çizgiyi tartışmaya açtı.

Hız, Hesaplama ve Resmî Doğrulama
OpenAI’ın verdiği bilgilerde, sistemin yaklaşık 2,7 milyon mesaj ürettiği ve 130 milyar civarında çıktı tokenı kullandığı belirtildi. Ortaya çıkan kanıtın Lean adlı formal doğrulama aracında kontrol edilmesi ise ek 17 saat aldı. Şirket, kanıtın belirli koşullarda düzgün başlayan üç boyutlu akışların sonlu süre içinde tekilliğe ulaştığını gösterdiğini iddia ediyor ve Clay Matematik Enstitüsü’nün belirttiği çözüm kriterlerinden bazılarına uyar nitelikte olduğunu belirtiyor.

Akademik Yolların Çakışması
Buckmaster ve Alpöge’nin çalışmaları ise bağımsız bir rotada ilerliyordu; ikili, hem Anthropic’in modellerinden hem de OpenAI’ın sunduğu araçlardan kişisel araştırmalarında yararlanıyordu. Ağustos ortasında elde ettikleri ilerlemeler, özellikle düzgün dış kuvvetler altında bazı akışkan denklemlerinde sonlu zamanı hedefleyen sıra dışı bir yaklaşımı doğruluyordu. Bu gelişmelerin Lean ile doğrulanmış parçaları, sürecin hesaplama ve mantıksal doğrulama birleşiminde ne kadar derinleştiğini gösterdi.
Bu noktada ortaya çıkan çekişme, yalnızca hangi çözümün gerçek olduğu değil; aynı zamanda hangi isimlerin çözüm sahibi olarak anılacağı, kimlerin yazarlığını alacağı meselesi olarak sürüp gitti.
Görüşmeler, İddialar ve Reddiyeler
Tartışmanın alevlenmesine yol açan görüşmelerde OpenAI’ın kendi modelinin tam bir kanıt ürettiği, karşı taraftakilerinse benzer bir yolda ilerlediği bilgileri paylaşıldı. Buckmaster’ın aktardığına göre, belirli görüşme seçeneklerinde Alpöge’nin yazarlar arasında yer almamasının önerildiği iddiası yer aldı; gerekçe olarak ise Alpöge’nin Anthropic’te çalışıyor olması gösterildi. OpenAI bu iddiaları reddetti ve ekibin sürecin tamamında dürüst davrandığını belirtti. Sam Altman, ilk başta ortak bir duyuru düşünülse de yayımlanan materyallerin ardından yöntemlerin farklılaştığının görüldüğünü açıkladı.
Veri Kullanımı, Ürün Oturumları ve Fikri Mülkiyet
Buckmaster, çalışmaların Codex üzerinden işlendiğini ve bu oturumlar için OpenAI’a ödeme yaptıklarını belirtti. OpenAI ise yeni modelin bu özel oturumlara doğrudan erişmediğini söyledi, fakat geçmişteki ürün kullanımlarından türetilmiş, kimliksizleştirilmiş verilerin modellerin geliştirilmesine katkıda bulunmuş olma ihtimalini bütünüyle dışlamadı. Bu itiraf, henüz yayımlanmamış akademik taslakların ticarî yapay zekâ sistemleriyle paylaşılmasının gelecekte yaratabileceği fikrî mülkiyet sorunlarını daha görünür kıldı.
Ödül, Zaman ve Topluluk Onayı
Clay Matematik Enstitüsü’nün Milenyum Problemleri kuralı gereği, bir çözümün resmi olarak ödüllendirilmesi için yayımlanması ve ardından uzun süreli bir topluluk değerlendirmesinden geçmesi gerekiyor. OpenAI ise şu aşamada ödül talep etmeyeceğini açıkladı. Bu süreç, bir algoritmanın kısa sürede ürettiği kanıtın bile yıllar içinde matematik dünyası tarafından kabul görmesinin gerekli olduğunu hatırlatıyor.
Geleceğe Dönük Bir Soru
Olayın en temel ve ilham verici yanı şudur: Bilimsel keşiflerin rotası artık yalnızca insan zekâsı tarafından çizilmiyor; yapay zekâ araçları da bu rotaya aktif olarak müdahil oluyor. Bu durum, hem fırsatlar hem de etik sınavlar getiriyor. Bilimsel keşfi insan başlatıp yapay zekâ tamamladığında; fikrin, kanıtın ve başarının sahibi kim olacak? Bu soru, önümüzdeki yılların en önemli tartışmalarından biri olmaya aday.