Türkiye genelinde yapay zekâ teknolojilerinin benimsenmesi son yıllarda belirgin bir hızla arttı. TÜİK’in 2026 raporu, üretken yapay zekâyı kullanan bireylerin oranının geçtiğimiz yıla kıyasla önemli ölçüde yükseldiğini gösteriyor; bu değişim hem günlük yaşamda hem de iş süreçlerinde yeni fırsatlar doğuruyor.
Genel eğilimler veriler, özellikle genç nüfusta yapay zekâya yönelimin güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, eğitim, mesleki gelişim ve tüketici davranışlarında yapay zekâ kaynaklı dönüşümlerin artacağına işaret ediyor.
Gençler ve eğitimli nüfus arasında hızlı benimseme
16-24 yaş grubunda üretken yapay zekâ kullanım oranı %64,9 gibi yüksek bir düzeye ulaştı; 25-34 yaş aralığı %55,7, 35-44 ise %38,1 olarak kaydedildi. Eğitim seviyesiyle doğru orantılı bir artış göze çarpıyor: yükseköğretim mezunlarında kullanım %62,7 ile en üst seviyede iken, ilköğretim veya ortaokul mezunlarında bu oran %35,5, ilkokul mezunlarında ise yalnızca %8,5 düzeyinde kaldı. Bu tablo, eğitim yatırımlarının ve dijital beceri geliştirme programlarının önemini güçlendiriyor.
Girişimlerde ve büyük ölçekli şirketlerde artan uygulama
Girişimlerde yapay zekâ kullanım oranı genel olarak yükseliyor: 10-49 çalışanı olan işletmelerde %12,8, 50-249 çalışan aralığında %17 ve 250+ çalışan sayısına sahip büyük şirketlerde %37,1 seviyesinde. Sektörel dağılımda ise telekomünikasyon, yazılım ve bilişim faaliyetleri %63,7 ile en yüksek kullanım oranına sahip; yayıncılık ve radyo-TV içerikleri %57,1 ile ikinci sırada.
İş amaçlı kullanımın öncelikleri
Girişimler yapay zekâyı en çok pazarlama ve satış amaçlı kullanıyor (%51). Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde yapay zekânın rolü %46,3, üretim ve hizmet süreçlerine entegrasyonu ise %43,4 olarak raporlandı. Teknoloji temininde açık kaynak yazılımların payı %67,8 ile baskın; kapalı kaynak çözümler ise %49,1 oranında tercih ediliyor. Ayrıca şirketlerin %46,5’i yapay zekâ sistemlerini dış sağlayıcılardan temin ederken, %32,1’i bu teknolojileri kendi iç kaynaklarıyla geliştiriyor.
Engeller ve veri kullanımıyla ilgili kaygular
Henüz yapay zekâ kullanmayan girişimlerin yalnızca %8,3’ü gelecekte bu teknolojiyi benimsemeyi düşündüğünü belirtiyor; aslında en büyük engel olarak %72,3 ile uzman eksikliği öne çıkıyor. Hukuki sorumluluk belirsizlikleri (%66,4) ve veri koruma/gizlilik endişeleri (%65,4) de kuruluşların tereddüt sebepleri arasında yer alıyor. Buna ek olarak, yapay zekâ kullanan girişimlerin %16,6’sı bireylere ait kişisel verileri (cinsiyet, yaş, eğitim, adres, satın alma kayıtları, yüz görüntüleri vb.) işlediğini bildiriyor; bu durum, etik ve yasal çerçevelerin hızla güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Sonuç olarak, veriler Türkiye’de yapay zekânın hem bireysel hem kurumsal düzeyde hızla yayıldığını, ancak sürdürülebilir ve güvenli bir adaptasyon için insan kaynağı, yasal düzenleme ve veri koruma altyapısının eş zamanlı olarak güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Bu alana yapılacak stratejik yatırımlar, rekabet gücünü artırmakla kalmayıp toplumsal faydayı da maksimize edecektir.