Küresel piyasalarda risk iştahı, hafta başında yapay zekâ hisselerinin gerilemesi ve petrol fiyatlarındaki yükselişle yeniden baskı altında. ABD’de açıklanan güçlü ekonomik veriler ve petrolün tekrar 100 doların üzerine çıkması, faiz beklentilerini yukarı çekti; bunun en somut göstergesi ise ABD 10 yıllık tahvil getirisinin hızla tırmanması oldu.
Getirilerdeki yükseliş özellikle teknoloji ve büyüme odaklı hisselerde satışlara yol açtı. Tahvil piyasasındaki harekete paralel olarak yatırımcıların riskli varlıklara temkinli yaklaştığı görülüyor.
Wall Street’te teknoloji hisseleri baskı altında
S&P 500 Endeksi bir seansta %0,75 düşerek 7.706,03 puanla kapanırken, Nasdaq Bileşik Endeksi %1,13 gerileyerek 26.936,04 puana indi. Dow Jones Sanayi Endeksi ise yaklaşık 352 puan kayıpla 51.511,59 seviyesinde kapandı. Russell 2000 gibi küçük ölçekli şirketleri takip eden endekslerde de sert kayıplar yaşandı.
Satışların temel nedeni olarak, güçlü gelen ABD bileşik PMI verisinin ekonominin yüksek faizlere rağmen dayanıklı olduğu izlenimini güçlendirmesi gösteriliyor. Ayrıca büyük bir beş yıllık tahvil ihalesine gelen zayıf talep tahvil satışlarını hızlandırdı.

Tahvil getirilerindeki yükselişin etkileri
ABD 10 yıllık tahvil getirisi gün içinde yaklaşık 15 baz puan artışla %5,11 düzeyine ulaştı; iki yıllık getiri %4,85, otuz yıllık ise %5,40 civarına çıktı. Uzun vadeli faizlerdeki bu artış, gelecekte beklenen şirket kazançlarının bugünkü değerini düşürerek teknoloji ve büyüme hisselerini baskılıyor.

Enerji sektörü, petrol fiyatlarındaki toparlanmadan destek bularak günü pozitif kapatan nadir ana sektör oldu; buna karşın tüketici ve iletişim hisselerinde değer kayıpları belirgindi.
Asya piyasalarında karmaşık görünüm
Wall Street’teki satışlar Asya’ya tek sesli yansımadı. Japonya üç günlük tatilin ardından açıldığında Nikkei 225 sabah işlemlerinde yaklaşık %1,3 artış gösterdi; özellikle yapay zekâ ve yarı iletken hisselerine yönelik talep Japon piyasasını destekledi. Ancak Hong Kong, Şanghay ve Avustralya gibi piyasalar daha zayıf seyretti.

Japonya’da 10 yıllık tahvil getirisi de yükselerek %3,05’i aştı; bu durum, tahvil satışlarının sadece ABD ile sınırlı kalmadığını işaret ediyor.
Petrol fiyatlarının piyasalar üzerindeki rolü
Brent petrol, önceki seansta hızlı yükseldikten sonra 102 dolar civarında dengileniyor. Petrolün üç haneli seviyelerde kalması, enflasyon beklentilerini canlı tutuyor ve merkez bankalarını daha sıkı para politikası uygulamaya itebilecek bir risk oluşturuyor.
Petrol ve tahvil piyasası arasındaki bağlantı güçlenmiş durumda: petrol yükseldiğinde enflasyon beklentileri ve tahvil getiri eğilimleri artıyor; bunun sonucunda teknoloji hisseleri üzerinde ilave baskı oluşuyor.
Para birimleri ve emtia tepkileri
Dolar endeksi güçlü faiz beklentilerinden destek buluyor ve 101 seviyelerine yaklaşmış durumda. Altın ise yükselen faiz ve güçlü dolardan baskı görerek değer kaybetti; piyasalar altının kısa vadede daha sınırlı bir performans gösterebileceğini değerlendiriyor.
Avrupa açılış beklentisi ve vadeli işlemler
Asya’nın karışık seyrinin ardından Avrupa piyasalarında zayıf bir açılış bekleniyor. Euro Stoxx 50 ve DAX vadeli kontratlarında negatif fiyatlamalar gözlenirken, ABD endeks vadeli işlemlerindeki kayıplar daha sınırlı kaldı. Bu durum, küresel bir satış dalgasının hâlâ tam anlamıyla yayılmadığını gösteriyor.
Türkiye için öncelikli üç etki
- ABD 10 yıllık getirisinin yüksek seyretmesi: Gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik risk iştahını kısıtlayabilir.
- Doların güçlenmesi: Gelişen ülke para birimleri ve dolar cinsinden borçlanma maliyetleri açısından baskı oluşturuyor.
- Petrol fiyatlarının 100 dolar üstünde kalması: Türkiye’nin enerji ithalat maliyetlerini, akaryakıt fiyatlarını ve dolayısıyla enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebilir.
Yatırımcılar önümüzdeki dönemde ABD haftalık işsizlik başvuruları, merkez bankası yetkililerinin açıklamaları ve ABD-Çin görüşmelerinden çıkacak ticaret ve teknoloji mesajlarını yakından izleyecek. Bu veriler, küresel risk algısını ve piyasa yönünü belirlemede kilit rol oynayacak.