1. Haberler
  2. Dünya
  3. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan İran’a kritik ziyaret

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan İran’a kritik ziyaret

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye, Suudi Arabis­tan ve Pakistan arasın­da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ardından gözler İran’a çevril­di. Üç ülkeden üst düzey gü­venlik yetkililerinin Tahran’da İranlı muhataplarıyla bir ara­ya gelmesi planlanıyor. Görüş­melerin odağında bölgesel gü­venlik, Suudi Arabistan’a yö­nelik saldırılar ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılma­sının önlenmesi bulunuyor. Görüşmeye Türkiye’den Mil­li İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Suudi Arabis­tan’dan Savunma Bakanı Ha­lid bin Selman ve Pakistan’dan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir’in katılması öngö­rülüyor. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekre­ter Yardımcısı Ali Bakıri de söz konusu isimlerin ülkeyi ziyaret etmesinin planlandığını açık­ladı. Bakıri, heyetlerin Konsey Genel Sekreteri Muhsin Rızai ile görüşeceğini bildirdi ancak ziyaret için kesin tarih verme­di. Diplomatik temasın günde­me gelmesi ise Suudi Arabis­tan’ın son günlerde karşı kar­şıya kaldığı saldırılar nedeniyle önem kazanıyor.

Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar gündemde

Tahran’da planlanan görüş­meler, Yemen’deki İran bağ­lantılı Husilerin Suudi Arabis­tan’a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırdı­ğı bir döneme denk geliyor. Su­udi Arabistan, 25 Ekim Pazar günü yeni bir füze ve insansız hava aracı dalgasını engelledi­ğini duyurdu. Saldırıların de­vam etmesi, üç ülkenin ortak sa­vunma yükümlülüklerinin nasıl uygulanacağına ilişkin sorula­rı gündeme taşıyor. Suudi Ara­bistan’da yalnızca askeri hedef­ler değil, havaalanları ve ener­ji altyapısı da güvenlik riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Petrol üretim tesisleri, ihracat termi­nalleri ve sevkiyat güzergâhla­rına yönelik tehditler, bölgesel çatışmaların ekonomik etkisi­ni artırıyor. Bu nedenle Tahran ile kurulacak temasın sonuçları, güvenlik politikalarının yanın­da uluslararası enerji piyasaları açısından da izleniyor. Üç ülke­nin temsilcileri ekim ayı başın­da Riyad’da düzenlenen toplan­tıda Suudi Arabistan’a yönelik tehditler karşısında askeri ka­pasitenin hızlı biçimde konuş­landırılmasına ilişkin işbirli­ğini ele almıştı. Bu toplantının ardından İran ile doğrudan gö­rüşme hazırlığı yapılması, or­tak savunma düzenlemelerinin diplomatik temaslarla birlikte yürütülmek istendiğini gösteri­yor. Ancak planlanan ziyaretin İran’ın bölgesel politikaların­da somut bir değişikliğe yol açıp açmayacağı henüz bilinmiyor.

Mekke Anlaşması’nın onay süreci sürüyor

Ağustos ayında Türkiye, Suu­di Arabistan ve Pakistan’ın im­zaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmış ol­ması, her ülkede iç hukuk bakı­mından onay sürecinin tamam­landığı anlamına gelmiyor. Pa­kistan anlaşmayı onaylarken, Türkiye’de onaylanmasının uy­gun bulunmasına ilişkin kanun teklifi 20 Ekim’de Türkiye Bü­yük Millet Meclisi’ne sunuldu. Dolayısıyla Türkiye bakımın­dan parlamentodaki süreç he­nüz tamamlanmış değil. İran ile planlanan görüşmeler, bu sa­vunma ortaklığının komşu ül­kelerle ilişkilerinde nasıl bir yaklaşım izleyeceğine ilişkin ilk önemli diplomatik sınavlar­dan biri olarak öne çıkıyor.

Bölge iç güvenliği için başlangıç olabilir

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Mekke İttifakı üyesi Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’den üst düzey yetkililerin Tahran’a gerçekleştireceği ziyarete ilişkin, “Tahran toplantısı, bölge iç güvenliğinin şekillenmesi için başlangıç olabilir” dedi. Bölge ülkelerinin kendi güvenlikleri ve barış için bölgesel güvenlik mekanizmaları oluşturmaya çalıştığını söyleyen Bekayi, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’den üst düzey yetkililerin İranlı yetkililerle yapacağı görüşmede, İsrail saldırganlığı ile Lübnan ve Filistin’deki gelişmelerin ele alınacağını belirtti.

Petrol ve deniz ticareti açısından neden önemli?

Orta Doğu’daki askeri gerilim, son dönemde enerji fiyatlarını belirleyen başlıca gelişmeler arasında yer alıyor. Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar ve Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik sorunları, petrol üretiminden uluslararası sevkiyata kadar geniş bir alanda belirsizlik yaratıyor. Deniz taşımacılığının aksaması, yalnızca petrol fiyatlarına değil, navlun ve sigorta maliyetlerine de yansıyabiliyor. Brent petrolün geçen hafta yaklaşık altı ayın en yüksek düzeylerine çıkmasının ardından yeni haftanın ilk işlemlerinde gerilemesi, piyasaların diplomatik gelişmelere ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor. Ancak fiyatlardaki düşüş, enerji arzına yönelik risklerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Özellikle Suudi Arabistan’daki tesislere yönelik saldırıların devam etmesi, risklerin yeniden fiyatlanmasına neden olabilir. Türkiye açısından bu gelişmelerin ilk ekonomik etkisi enerji ithalatı üzerinden ortaya çıkıyor. Petrol fiyatlarındaki kalıcı yükseliş, akaryakıt maliyetleri, taşımacılık giderleri ve enflasyon üzerinde baskı oluşturabiliyor. Ayrıca bölgedeki ticaret yollarında yaşanabilecek aksamalar, Türk şirketlerinin lojistik maliyetlerini ve teslimat sürelerini etkileyebiliyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.