Türkiye’de turizm sektörü, SGK verilerine göre yaklaşık 1 milyon 463 bin kişiye iş veriyor; ama bu sayı bir deniz dalgası gibi geliyor ve gidiyor. Konaklama, yiyecek-içecek, havayolu ve seyahat acenteleri farklı dalgalar yakalıyor; yazın şişen çalışan sayısı, sezon bitince küçülüyor. Bu iniş çıkış, sektörde çalışanların hem cebini hem de morali sallıyor.
Şehir otelleri ile resort oteller aynı havuzda yüzmüyor; biri yıl boyunca hareket, diğeri yazın coşku istiyor. Bu nedenle kamu destekleri de herkesin denize uygun mayo giymesine benzer şekilde, segmentlere göre farklılaştırılmalı.
Mevsimsellik ve Nitelikli İş Gücü
Mevsimsellik sadece sayı değil, kalite problemi. Uzun süreli çalışma ortamı yoksa nitelikli personeli elde tutmak güçleşiyor; mesleki beceriler gelişemiyor ve hizmet kalitesi dalga boyu kadar kısa süreli oluyor. Sağlık, spor, kültür ve gastronomi gibi alternatif turizm alanları sezonu uzatsa da, henüz 12 ay boyunca canlılığı sağlayamıyoruz.
Kasım’da gerçekleşecek büyük etkinlikler gibi organizasyonlar (örneğin COP31) sezon dışı dönemde adeta cankurtaran görevi görebilir: işletmeler açık kalır, istihdam korunur, gelir artar. Büyük uluslararası etkinlikler, kışa da yaz enerjisi taşır.
Desteklerin Zamanlaması Çok Önemli
TBMM’ye sunulan çalışan başına aylık 3.500 TL SGK primi desteği kıymetli; ancak uygulama döneminin doğru seçilmesi gerekiyor. Mayıs-Aralık yerine, ocak-mayıs gibi düşük doluluk dönemlerini kapsayan bir uygulama, kışın ayakta kalmaya çalışan oteller için daha can suyu olur.
Konaklama vergisindeki indirimin yüzde 2’den yüzde 1’e çekilmesi olumlu bir adım; fakat şehir otellerinin maliyet yapısı farklı olduğu için destek paketleri esnek ve sektöre uygun olmalı. İş Kanunu’ndaki katı kurallar, gençlerin ve kadınların sektöre girişini zorlaştırıyorsa, turizmin gerçeklerine uygun esnek modeller hayata geçirilmelidir.
İstanbul’dan Canlı Öyküler
İstanbul sahnesinde işler biraz dramatik: döviz kurları, jeopolitik gerilimler ve maç izleme alışkanlıkları turist hareketini etkiliyor. Bazı aylarda doluluklar yüzde 85’ten yüzde 59–60’lara düşmüş; oda fiyatları 180–190 Euro’dan 130 Euro’lara gerilemiş. Hatta artık bazı oteller satışta! Etkinlikler, kongreler ve desteklerle şehir daha cazip hâle getirilebilir; ufak bir teşvik, kongreleri İstanbul’a çekebilir.
Mevzuatla Mevsimselliği Azaltmak Mümkün
Çözüm sadece teşvik değil; mevzuatın turizm gerçeğine uyarlanması gerekiyor. Denkleştirme süreleri ve İş Kanunu’ndaki iyileştirmeler doğru yönde adımlar; ama daha fazlası şart. Esnek çalışma modelleri, işletmelerin verimliliğini artırırken nitelikli iş gücünün sektörde kalmasını sağlar.
Son söz? Turizmi 12 aya yaymadan kalıcı istihdam hayal olur. Sezonluk döngüyü kırmak, hem çalışanların hayatına düzen getirir hem de ülkenin potansiyelini tam anlamıyla kullanmamızı sağlar. Kısa vadede destekler, etkinlikler ve mevzuat düzenlemeleri bir araya gelirse, turizm dalgasını yıl boyu sürdürürüz—hem eğleniriz, hem çalışırız!